Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Warhammer 40,000: Dawn of War (PC) İnceleme  (Okunma Sayısı 2030 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Han
MODERATOR
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1419


Oguz----HAN@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« : 02 Eylül 2007, 16:40:29 »

Bir elinizde balta, diğer elinizde rokeratar ile kan dökmenin keyfine varın!


Bu sene eylül ayı, oyun sayısı bakımından hiç olmadığı kadar bereketli geçti. Yıllarca beklediğimiz pek çok oyun piyasada boy gösterdi ve çılgınca süren bekleyişlerimizi sona erdi. Önce Doom 3 ile Mars’taki yaratıkları altettik daha sonra The Sims 2 ile sanal hayatımızı kaldığımız yerden devam ettirdik. Son olarak da Star Wars: Battlefront ile gücün karanlık tarafına büyük bir darbe indirdik. Ancak bir gerçek var ki oyun dünyasında stratejilerin yeri ayrı. Özellikle gelişen grafik teknolojileri ile 3. boyuta geçişte büyük sıkıntı yaşayan strateji türünün oyunları kontrol problemlerini aşmaya başlayınca görsel açıdan mükemmele yakın ürünler çıkarmaya başlandı. Bu türün son örneklerinden biri olan Warhammer 40000: Dawn of War, uzun süredir merakla beklenen oyunlar arsındaydı. Bereketli geçen eylül ayının son gününde yetişen ve piyasaya çıktığı anda strateji dünyasına bomba gibi düşen Warhammer; 3 boyutlu grafikleri, detaylı birim yapısı ve farklı kaynak işleyişi bakımından strateji dünyasına yenilikler getirirken, eski Warhammer hayranlarının beklediği tarzın biraz dışına çıkması ile ve RPG öğelerini kısıp biraz daha aksiyona yönelmesi ile dikkat çekiyor.

Tüm savaşları sona erdirecek en büyük savaş...

Warhammer 40000, 3 boyutlu mükemmel grafikleri ve 4 farklı ırkın birbiri ile olan ilişkileri dışında, alışıtığımız tarzda strateji oyunu. “Kaynak topla, asker üret ve düşmana saldır” mantığını benimseyen ve pek çok teknik detay ile zenginleştiren başarılı bir yapım. Cd’yi kurup ilk gaz verici demoyu izledikten sonra demonun mükemmel atmosferinden olsa gerek hiç alıştırma bölümü oynamadan direkt savaşa girmek istiyor insan. Ancak bu hataya bir kez düştünüz mü; “Bu birim neydi?”, “E hani bunun kaynağı?”, “Nasıl kaynak toplayacağım?” gibi sorular havalarda uçuşur oluyor. Çünkü Warhammer stratejilerde alışmadığımız bir kaynak sistemini benimsemiş durumda ve alıştırma bölümünü mutlaka oynamayı zorunlu kılar nitelikte.

Tüm oyun boyunca iki ana kaynağa ihtiyaç duyuyoruz. Birincisi elektrik. Command & Conquer’dan alıştığımız üzere her birimin tükkettiği elektriği karşılamak için jeneratörlere ihtiyacımız var. Ancak diğer tip jeneratörlerimiz de mevcut. Bunları ise sadece haritanın belli yerlerindeki “Slag” ismi verilen platformlara yapabiliyoruz. Elbette bunlar fazlasıyla elektrik üretiyorlar ama saldırıya açık oldukların iyi savunma gereksinimi duyuyorlar. Buraya kadar herşey normal olsa da ikinci kaynak ise oyunu tamamıyla farklı kılar nitelikte. Oyuna başladığınız anda mini haritanıza bakarsanız pek çok nokta görüyorsunuz bu noktalara “Strategic Point” deniliyor ve bunların ele geçirilmesi durumunda o takıma her saniyede 10’ar stratejik puan kazandırıyor. İnşa edeceğiniz her bina ve üreteceğiniz her birim biraz elektrik ve biraz da bu stratejik puanlara ihtiyaç duyuyor. Asıl mesele bu stratejik binaları kurmakta değil onları korumakta. Warhammer’ı farklı kılan ve oyunu oldukça zevkli bir hale sokan kısımda bu zaten.

Bulduğunuz her stratejik noktaya önceklikle bir askeri birlik göndermeniz gerekiyor. Gönderdiğiniz birlik oraya bayrağını dikiyor ve ırkına göre değişen sürede oranın kontrolünü ele geçirilmesi bekleniyor. Yaklaşık bir dakika sonra o nokta takıma ait oluyor ve puan kazandırmaya başlıyor. İşte bu esnada askerlerinizi yeni noktayı ele geçirmek için gönderirken bir yandan da bina yapan ünitenizi ele geçirmiş olduğunu stratejik noktaya götürüp, “Listening post” ismi verilen binayı yapmamız gerekiyor. Listening post’u yaptıktan sonra gerekli yükseltmeleri yaparak bu noktayı kendi kendini savunur hale getirebiliyorsunuz. Kendini savunabilen noktalar aynı zamanda yakın bir çember içine bina yapılma imkânı da sunuyor. Böylece savunmanızı arttırabiliyorsunuz.

Irklar stratejinin tuzu biberidir...

Kaynak üretimi konusunda genel konuyu anlattığımız düşünüyorum. Şimdi gelelim oyundaki ırklara. Oyunumuzda dört farklı ırk mevcut; Orcs, Space Marines, The Eldar ve Forces of Caos. Bu ırkların her biri kenidlerine ait bina yapısına, farklı askerlere ve değişik stratejiler üretmeyi gerektirecek güçlere sahipler. Her birini anlatmak için ne sayfa ne de zaman yeteceğinden kısaca bahsetmek yeterli olacaktır. İlk olarak Orclardan başlarsak; onlara tek kelime ile savaş makinesi olduklarını ve yıkım için dünyaya geldiklerini söyleyebiliriz. Hemen her birimi savaşa hazır olan Orcların ana binaları da dahil olmak üzere çoğu binası kendini otomatik olarak koruyabilir nitelikte. Daha evvel bahsettiğim stratejik noktaları koruma konusunda en başarılı olan ırk kesinlikle Orclar. Çünkü stratejik noktaya Listening post yapıldığı anda kendisini koruyan bir goblin tepeye yerleşiyor ve yanına yaklaşana şarjörleri boşaltıveriyor. Orcları diğer ırklardan ayıran bir diğer özellik ise “Wraaagh” ismi verilen binalar. Adının garip olduğunun farkındayım ama malum Orclar da garip bir ırk. Bu binalar sadece orclara özel ve üzerinde ateş eden bir goblin barındırdığından savunmaya yönelik. Ancak en önemli nokta ise çağ atlama kısmında diğer ırklarda gerekli kaynağı toplamak yeterli olurken, Orclarda Wraaagh ismi verilen binalardan mutlaka istenen miktarda bulunması gerekiyor.

Diğer ırklar ise fazlasıyla Starcraft’ı andırıyor. “Space Marines”ler Terran’a, “The Eldar”lar Protos’lara ve son olarak Forces of Caos ırkı ise Zerglere fazlasıyla benziyor. Hem birimleri hem de görsel açıdan Stracraft’a çok benzeyen bu ırkları bilmeyenler için kısaca anlatmak gerekirse; Space Marines’ler için insan ırkı diyebiliriz. Hem defansif hem de ofansif anlamda tam orta seviyedeler. Ne Orclar kadar hücuma yönelikler ne de Eldar’lar kadar pasifler. Genelde, ellerinde hammer olan kahramanları ile gövde gösterisi yapan bu ırk, tankları ile oldukça kuvvetli. Eldar ırkına baktığımızda herşeyi büyü gücüne dayalı olan bir topluluk ile karşılaşıyoruz. Hücumsal yönleri hiç fena olmasa da upgrade’i yapılmamış askerleri savaşa yönelik değiller. Üretim konusunda en iyi olan bu ırkın, en fazla strateji gerektiren oldukları bir gerçek. Forces of Caos ırkı ise; insanların lanetlenmiş hali. Binaları insanlarınkine oldukça fazla benzeyen bu ırkta, yeni bina yaptıkça tıpkı Starcraft’taki Zergler gibi yere lanetli bir sıvı yayılıyor. Bu sıvı üzerinde askerlerin hem moralleri yükseliyor hem de düşmanın defansif yönü zayıflıyor. Caos ırkının bir diğer özelliği ise askerlerinin bazılarını haritanın en ücra köşesine kadar ışınlayabilmesi. Bu kabiliyet düşmanınızı sırtından vurma konusunda oldukça fazla işe yarayabiliyor.

Gelelim genel stratejik öğelere. Warhammer haritalarında pek çok yerde birimlerimiz defansını arttıracak yada azaltacak doğa örtüleri mevcut. Örneğin, çalılık misali yerlerde dolaşırken askerlerimizin üzerinde kalkan simgesi çıkıyor ve bu yerlerde askerlerimizin defansları epeyce artıyor. Tam tersi bir durum ise sulak bölgelerde karşımıza çıkıyor. Eğer göl, dere gibi sulu bölgelere girersek aslerlerimiz defansı epeyce düşüyor. Böyle durumda hemen geri çekilmek en iyisi. Bir diğer konu ise moral dengeleri. Warhammer oyununda askerlerin moralleri belki de hiç olmadığı kadar önemli. Her askerin güç barının altında birde moral barı var. Moral, her birimin defansif ve ofansif yönünü oldukça fazla etkiliyor. Moral sisteminin çalışma mantığı ise oldukça basit. Savaşlar kazanıldıkça artıyor, askerler öldükçe azalıyor. Son olarak bir konuya daha değinmek istiyorum. Strateji oyunlarında asker üretmenin bir sınırı vardır. Genelde bunlar ev sayısına göre belirlenirken, Warhammer’da farklı bir yol izleniyor. Ana binamızın upgrade kısmında maksimum asker ve araç sayımızı belirleyen ikonlar var bunları düzenli olarak takip ederek maksimum asker sayımızı ayarlayabiliyoruz

3 boyutlu StarCraft oynuyoruz desek yeridir.

Oyunun teknik detaylarına indiğimizde tek kelimeyle bir şaheser ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Grafiksel açıdan herşey en üst düzeyde. İyi bir ekran kartı ile günümüz FPS’lerini aratmayacak kalitede görselliğe ve her karakterin en ince ayrıntısına kadar tasarlanmış birimlere rastlıyoruz. Geçtiğimiz aylarda çıkan Ground Control 2 oyunu için grafiksel yönden ne kadar güzel sözler söylediysek, bu sefer iki katını hak eden bir oyun ile karşı karşıyayız. Yeryüzeyi çok detaylı, askerler ve animasyonları çok gerçekçi. Son derece serbest bırakılan kamera açısını istediğimiz gibi ayarlayabilmemiz ve scrool tuşu ile dilediğimiz gibi zoom yapabilmemiz oyunun grafiksel başarısını bir kez daha gözler önüne seriyor. Önemli bir ayrıntı ise kameranın kontrolünü kaybettiğinizde backspace tuşuna basarak hemen standart kameraya dönebiliyoruz ve bu çok işe yarıyor. Son derece kanlı savaş sahnelerine sahip olan Warhammer’da her birimin farklı ölüm animasyonları ve aldıkları darbelere göre değişikilik gösteren kan fışkırma efektleri mevcut. Alev makinalarının ve uzaktan roketlerin patlama efektlerine hayran kalacağınız oyunun grafiksel açıdan hiçbir eksik yanı yok.

Ses ve müzik konusunda garip bir durum söz konusu. Tüm seslendirmeler son derece kaliteli ve başarı ile kotarılmış. Ancak bazı ırkların özelliklede Caos ırkının askerilerinin çok sinir bozucu seslere sahipler. Belki öyle olması gerekiyor ama kulakları tırmaladığı da bir gerçek. Müzikler orkestral yapıda ve savaşın yerine zamanına göre değişikilik gösteriyor. Yapay zekâ ise kendini özellikle Skirmish modunda gösteriyor. Campaing modunda her şey senaryo üzerinden ilerlediği için tekrar tekrar oynandığında ezbere ilerleniliyor ancak skirmish modunda herşey gerçek zamanlı ileliyor ve stratejik noktalar tüm takımlar için saldırı noktası olduğundan, haritanın dört bir yanı seyrine doyulmaz savaşlara sahne oluyor.

Warhammer’ı ne kadar zamandır bekliyordunuz veya neler umuyordunuz bilemiyorum ama şahsen umduğumun çok ötesinde, oldukça başarılı bir RTS ile karşılaştığımı söyleyebilirim. Birkaç bilgisayarı bağlayıp, LAN üzerinden oynandığında büyük bir eğlence sunan oyun, strateji dünyasına getirdiği ciddi yeniliklerle söz sahibi olmayı fazlasıyla hak ediyor. Grafik seviyesinin yüksek olması gereği ortalamanın üzerinde bir sistem istese de gayet makul PC konfigürasyonlarında da düşük seviye grafiklerle oynanabiliyor. Son dönemde pek fazla kaliteli strateji görmemiştik ancak Warhammer her açıdan oynanılmayı hak eden bir oyun. Alın ve keyfini çıkarın.


Metin Kısmı: http://www.merlininkazani.com/ adlı siteden alntıdır.


Kayıtlı

Eko 2 2. öğrenim  Game is not over for me...
Ekonometri - M
« : 02 Eylül 2007, 16:40:29 »

 Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
StarCraft 2 (PC) Ön İnceleme
Strateji
Han 7 2623 Son Mesaj 13 Mart 2008, 11:20:20
Gönderen: Han
Warhammer 40,000: Dark Crusade (PC) İnceleme
Strateji
Han 1 1443 Son Mesaj 02 Eylül 2007, 22:30:34
Gönderen: Han
NHL 08 (PC) İnceleme
Spor
Han 0 883 Son Mesaj 19 Eylül 2007, 13:18:41
Gönderen: Han
Warhammer 40K: Soulstorm (PC) İnceleme
Strateji
Han 0 2060 Son Mesaj 23 Mart 2008, 22:23:38
Gönderen: Han
Warhammer 40,000: Dawn of War 2'nin resmi web sitesi yayına girdi
Bilgisayar/Konsol Oyunları
Han 0 687 Son Mesaj 08 Nisan 2008, 21:50:48
Gönderen: Han


Ekonometrim.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

Tamam

Turkish English French German Italian Dutch Spanish Portuguese Korean Chinese Simplified Japanese Greek Arabic Russian
guvenlisitekonometrim

ekonometri