MUTLAK
Süreksizliğinle karşılaştım ardımca sıralanan bilinmeyenlerin kuvvetleriyle köklendiği denklemlerin tanımsızlıklarını ararken...
Aldığım limitlerle o düşey astimptota nerden yaklaştığımı sorguladım.
Ve tek bir tanımına bağlı devirlik rasyonelliğim, anladım.
Yine bir çözsen,
Ne soldan ne de sağdan kıstırabiliyor epsilon, yok yerini alıp da bir türlü yaklaşmayı beceremiyor.
Ah kalıveriyor bir başına
Kararsız...
Sensiz karmaşık sayılardayım
Sensizliğin eğimleriyle...
Ve ben argümenti kayıp birim çamberin habire türevini alıyorum.
Ne terimler var, anlam veremeden bir yere varamadan...
İnatla türevini alıyorum değişimleri incelemek uğruna bıkmadan üşenmeden,
Geriye dönüp de integralini dahi düşünmeden...
Çarpa çarpa kendimi logaritma bile tanımlayamıyor artık!
Tabanlar, üsler karman çorman indisler unutulmuş halde,
Seriler sensiz, matrislerden determinantlara senden birşeyler eksik
Yokluğunla mutlak yarım yamalak ifadelerdeyim
Belirsiz...
Sonuçsuz...
Öğrendim ki, sen tabular integralimsin benim!
Hani o düşünemediğim...
Senin her değişkenlerinde alıp da en uç noktalara ulaşacağım her halimle bağımlın kalacağım...
Artılarınla, eksilerinle
Simetrin olacağım...
Hangi noktalarının farkına bağlı sen ve senin olduğun her kuvvetinden her bilinmeyenli denklermlerin çakışık kökü?!
N`olursun biri de ben olayım!...
Devinimlerimi koyduğum bu iki boyutlu analitik düzlemdeki her türden fonksiyonum için, çizeceğim teğete ve aldığım bunca türevin ekstremum noktaları artan ya da azalanı, her haline razıyım.
Yeter ki doğrularımla seninle aynı noktada çakışayım!....
Z.E.P K.A