Ahucan Zeren
21.12.2002
--------------------------------------------------------------------------------
Tam da oturmuş "Ne yazsam?" diye kara kara düşünürken, 2000'den yansımalar yazıma gelen maillerden birinde, Sinan adında bir arkadaş hayati bir soru sordu bana: "kızlar neden bilgisayar oyunlarını sevmiyor?" İşte, dedim, tam da bana göre bir konu. Ancak buna geçmeden önce yine bir önceki yazıyla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum, çünkü gelen maillerin bir kısmından anladığım kadarıyla bazı arkadaşlar benim "asla şiddet ve seks içeren film ya da oyunlar olmasın" dediğim kanaatine varmışlar. Oysa ben sadece, bu tür öğeler içeren medya ürünlerinin çocukların eline bu kadar rahat geçmesinin beni tedirgin ettiğini vurgulamak istemiştim, yoksa bunları yok saymak, hiç yoklarmış gibi davranmak, hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak olurdu. Bu da böyle biline...
Şimdi, gelelim konumuza, kızlar niye bilgisayar oyunlarını sevmiyor? Açıkçası ve en sade şekliyle, hiç bir fikrim yok. Sanırım ben hemcinslerimi anlamayı genelde başarabilmiş olsaydım, bugün erkek arkadaşlarımın sayısı kız arkadaşlarımın beş katı olmazdı. Yine de düşündüğüm zaman, belki de, işin özünde genel geçer toplum kurallarının etkili olduğu sonucuna varıyorum.
Doğduğumuz, hatta teknoloji sağolsun, cinsiyetimiz daha annemizin karnındayken saptandığı andan itibaren, bir kısmı global ama bir çoğu da bize özgü bir kurallar ve teamüller çarkı hepimiz için dönmeye başlıyor. Bebek kız mı? Tamam hemen pembe hazırlıklar başlıyor, erkekse mavi. Niye bu renk ayrımı bilmiyorum. Farklı renkler seçilse ileride çocukların cinsel tercihleri mi tehlikeye girecek? Doğduktan hemen sonra fotoğraflar başlıyor. Erkek çocuklarının, erkekliklerini kanıtlayan malum "belge" fotoğraflar, kız bebeklerin hep altı bağlı. Sonra biraz büyümeye başlayınca, oyuncak seçimine geliyor sıra. Kızlara Barbie, erkeklere asker; kızlara evcilik seti, erkeklere komando aksesuarları. Kızlara Pollyanna, erkeklere 80 Günde Devrialem. Sanki toplum ilk andan itibaren, nelerden hoşlanmamız gerektiğini bizim adımıza belirliyor. (Ben allaha şükür, çatapatla da oynadım, misket de üttürdüm; bebeklerim de oldu, Tommiks Teksas da okudum)
Okul yılları başlayıp da "aman sakın sen kızsın" uyarıları devreye girince, sanırım, bilinçaltında ben erkeklerin hoşlandığı şeylerden farklı bir şeylerden hoşlanmalıyım duygusu gelişiyor. Bu durumda birdirbir oynayamazsınız, size ip atlamak ya da sek sek kalır; ağaçlara tırmanamazsınız, en fazla duvar üstünde oturup gülüşebilirsiniz; küfür edemezsiniz, çok çok gerizekalı diye bağırıp ya hızla uzaklaşırsınız ya da gözleriniz dolar. Bunları bir kenara itip, gerçekten istediğiniz şeyleri yapmaya karar verseniz, sözgelimi birdirdir oynasanız, küfür etseniz, kanka kız olursunuz ama kimse sizi sevgili olarak seçmez. Görüyorsunuz ya kızların işi hiç kolay değil.
Ama bu garip mantığın sadece kızlar için geçerli olduğu yanılgısına düşmeyin sakın. Eğer erkekseniz ve ayna karşısında biraz fazla zaman geçirseniz en yakınınız bile şüpheyle bakmaya başlar size, sanki temiz ve güzel görünmek her insanın en doğal hakkı değilmiş gibi. Bir film seyrederken azıcık gözleriniz dolsa, anında "karı gibi" damgası yersiniz. Kız arkadaşınızı ilk buluşmanızda "Aliens" filmine götürseniz, akşam telefonda en yakın arkadaşına "beni götürdüğü filme bakar mısın ya? Sinir ya" der; "Titanic"e gitseniz "Acaba bana aşık olabilir mi?" geyiği başlar. E, görüyorsunuz erkeklerin de işi hiç kolay değil.
Konuyu basite indirgemeye çalışırsak belki de temel neden bilgisayarların sonuçta bir makina olması ve makinaların erkeklerin ilgi alanına girmesidir. Belki de, bilgisayarın tüm internet ve "chat" çoğulculuğuna rağmen, sonuçta bireyselliği pekiştiren bir alet olması ve kızların sonsuz bir konuşma ihtiyacı içinde olmalarıdır. Evet itiraf ediyorum, biz kızlar tek bir sözcük üzerine saatlerce, hiç durmadan ve sürekli kendimizi tekrar etmekten hiç çekinmeden, dur durak bilmeden konuşabiliriz. Dahası , bunu çok severiz. Daha da felaketi buna ihtiyaç duyarız, korkarım ne söylediğimizi de pek umursamayız.(Yani şunca satırdan sonra benim söylediğim elle tutulur, dişe gelir, yeni ya da kimsenin bilmediği bir şey var mı?

Yok, ama olsun, genlerim tatmin oluyor ya, o da yeter bana)
--------------------------------------------------------------------------------
Belki de sorun, bilgisayar oyunlarında, özellikle kızların ilgisini çekebilecek unsurların çok da fazla yer almıyor olmasıdır. Gerçekten de pek çok oyun gerek konu gerekse oynanış itibariyle erkeklere yönelik olarak yapılıyor. Etrafımdaki bilgisayar oyunu oynayan 3-5 kız arkadaşıma baktığım zaman onların tercihlerinin de daha çok kağıt oyunları ya da tetris-vari oyunlardan yana olduğunu görüyorum. Bu durum sadece ülkemizde mi böyle yoksa tüm dünya için mi geçerli bilmiyorum ancak tanıdığım bazı yabancı bayanların da her konuda söyleyecek bir şeyleri varken ben oyunlardan ya da arabalardan bahsetmeye başladığımda sus pus olduklarını görüyorum. (Evet, ben "araba muhabbetine" de bayılırım ama o bambaşka bir yazı konusu). Belki de insan DNA'sı tamamen çözüldüğünde, kızların niye bilgisayar oyunlarını sevmediği de anlaşılmış olur.
Bilgisayar oyunlarını seven ve bu konuda kız arkadaşlarından yana dertli olan erkekler için, naçizane bir kaç öneride bulunmak isterim.
*İlk olarak birlikte oynayabileceğiniz bir oyun seçmenizi öneririm. Bu konudaki favori oyunlarım araba yarışlarıdır. Açıkçası eşimle bilgisayarda yarış yaparken, çoğu kez gülmekten karnıma ağrılar girer. İkinci bir tercih ise, kelime oyunları olabilir. Bu konuda da, ingilizce bilen arkadaşlar için Hoyle Word Games'i tavsiye ederim.
*Kız arkadaşınıza bilgisayar oyunlarından hoşlanmak zorunda olduğu duygusunu vermeyin. Eğer birlikte oynuyorsanız, oyuna kendinizi kaptırmak yerine onun ilgisini oyuna çekmeye çalışın. Komik ve beceriksizce şeyler yapsa bile, onu övmeyi unutmayın. Hatta sizi yenmesine izin verin ama bunu çok bariz bir şekilde yapmayın.
*Bir süre oynadıktan sonra "Sıkıldıysan, bırakalım" önerisini yapmayı unutmayın. Evet cevabı alırsanız, "ben eğleniyordum ama neyse" demek gibi bir saçmalık yapmayın.
*Bir gün oyun oynadınız diye, çok istekli olacağını zannetmeyin. Kızları ikna etmek zaman alır.
*En önemlisi, bilgisayar oyunlarından neden hoşlandığınızı anlatmaya çalışın. Bunun da, paylaştığınız pek çok şey gibi, paylaşabileceğiniz dahası paylaşmaktan hoşlanabileceğiniz bir şey olduğunu anlamasını sağlayın.
*Rahat bir ortamda kız arkadaşıyla birlikte bilgisayar başına geçme şansı olan arkadaşlar, eğer adventure türünden de hoşlanıyorsanız, Nancy Drew oyunlarını deneyin. Bu oyunlar özellikle gençler ve bayanlar için yapılmışlardır ve Nancy Drew hayranlarının %90 civarı bayanlardır.
*Bu öneriler işe yaradığında, bana teşekkür mailleri atmaktan hiç çekinmeyin.
*Bu öneriler işe yaramadığında hiç beni suçlamayın, bu konuda hiçbir fikrim olmadığını yazının en başında söylemiştim.
*Kız arkadaşınızdan bilgisayar oyunları konusunda anlayış beklerken, her zaman anlatacak bir şeyleri olduğu, hiç bir şey almasa da saatlerce vitrinlere bakmaktan zevk aldığı, sürekli saç modelini değiştirebildiği, her şeyi irdelediği, kıldan nem kaptığı, anlamsız her türlü kaprisi yapmaya hakkı olduğuna inandığı için kız arkadaşınıza saygı duymayı ve anlayışlı olmayı unutmayın.
Sevgiyle...
Metin Kısmı:
http://www.trgamer.com/ adlı siteden alıntıdır.