Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Half Life 2: The Orange Box  (Okunma Sayısı 918 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Han
MODERATOR
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1419


Oguz----HAN@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« : 17 Ekim 2007, 00:47:07 »



İlk Half-Life’ı satın alışımı ve ağzım açık olarak oynayışımı hatırlıyorum tam bir klasikti, bu olayların üzerinden tam 9 yıl geçti, binlerce oyun piyasaya sürüldü, oyun dünyasında birçok değişim oldu. Ancak bir tek şey değişmedi o da Valve Software’in oyunlarındaki büyü. Bu büyü hiçbir zaman yok olmadı ve bozulmadı. Valve Software’in yaptığı tüm oyunlar birçok oyun sitesinden ve dergisinden onlarca ödül aldı. Şimdi ise Valve Software şu ana kadar piyasaya sürmüş olduğu en büyük oyunla (paketle) karşımızda, The Orange Box. 1.5 yıldır heyecanla beklenen The Orange Box sonunda piyasaya sürüldü. Peki bu paket bekleneni verdi mi, bunu yazıyı okuyunca rahatlıkla anlayabileceksiniz. The Orange Box’da Half-Life 2, Half-Life 2: Episode One, Half-Life 2: Episode Two, Portal ve Team Fortress 2 oyunları yer alıyor. Bu oyunların tamamı Source grafik motoru kullanılarak hazırlanmışlar ama oyunların tamamı farklı bir yapıya sahip. Bu oyunları tek tek farklı yazılarda incelemek yerine paketi tamamıyla incelemeyi uygun gördük. Umarım siz de bu büyük incelememizi beğenirsiniz, lafı daha fazla uzatmadan Valve Software’in bu muhteşem paketinde bulunan ilk oyunumuzla incelemeye başlayabiliriz.

HALF-LIFE 2 VE HALF-LIFE 2: EPISODE ONE

The Orange Box, içerdiği yeni oyunlar gibi daha önce de belirttiğim gibi 2004 yılında piyasaya sürülen Half-Life 2 ve 2006 yılında piyasaya sürülen Half-Life 2: Episode One oyunlarını da içeriyor. Eğer siz de Half-Life 2 ve Episode One’ı oynamadıysanız ve bu oyunlara sahip değilseniz buna oldukça sevineceksinizdir (pakette bulunan tüm Half-Life oyunlarını bitirmeniz yaklaşık 30 saatten fazla sürecektir). Bu oyunların önceden piyasaya sürülen versiyonlarından farkı bulunmuyor (en azından Half-Life 2’ye HDR eklenseydi çok güzel olurdu, Gabe Newell’ın böyle bir sözü var ama ne zaman gerçekleşecek belli değil). Half-Life 2’de Gordon Freeman olarak ilk Half-Life’ın kaldığı yerden hikayeye devam ediyorsunuz ve 7 Saat Savaşı’ndan sonra City 17’de Combine ırkına karşı mücadele veriyorsunuz. Half-Life 2: Episode One ise Half-Life 2’nin devamını konu alıyor ve Citadel’den aldığımız bilgilerle City 17’den kaçmaya çalışıyoruz. Bu oyunlar hakkında daha fazla detaya girmek istemiyorum zira zaten uzun olan inceleme daha da uzayacaktır. Eğer bu oyunlar hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, bu oyunların sitemizdeki detaylı incelemelerine bakabilirsiniz. Sadece şunu belirteyim eğer Half-Life 2 ve Half-Life 2: Episode One’a sahipseniz, bu iki oyunu Steam üzerinden arkadaşlarınıza hediye edebiliyorsunuz. Gerçekten de çok hoş bir özellik (en yakın arkadaşınızın doğum günü için güzel bir hediye olsa gerek), tüm arkadaşlarımızı seviyoruz öyle değil mi?

HALF-LIFE 2: EPISODE TWO


Half-Life 2 birçok kişiye göre şu ana kadar çıkmış en iyi oyunlardan bir tanesi, belki de en iyisi. Half-Life 2: Episode One ise en az Half-Life 2 kadar iyi bir oyundu ama oldukça kısa ve hikaye açısından pek önemli bir yere sahip değildi. Episode One’da Gordon Freeman olarak Eli Vance’ın kızı Alyx Vance ile Combine’ların önemli bilgilerini Citadel’den almış ve City 17’den tren yoluyla kaçmıştık. Half-Life: Episode Two ise Episode One’ın kaldığı yerden hikayeyi devam ettiriyor. Tren kazası sonrası uyanıyorsunuz ve Alyx’in yardımıyla trenden kurtuluyorsunuz. Citadel’in yerine baktığınız ise şok olmamanız işten bile değil. Citadel’in yerinde büyük bir krater açılmış ve şehir yerle bir olmuş. Citadel’in üzerinde açılan boyut kapısı da fırtınalara (Portal Storm) yol açıyor. Şimdiki göreviniz ise Citadel’den aldığınız bilgileri Eli Vance’a götürmek ama emin olun bu sandığınızdan da zor olacak. Zira Combine’da sizden bu bilgileri almak istiyor ve oyun boyunca Combine’lardan kaçıyorsunuz. Hikayenin devamını sizlere anlatmak istemiyorum zira oyunun hikayesi diğer Half-Life oyunlarında olduğu gibi mükemmel olarak hazırlanmış. Oyundan alacağınız zevki kaçırmak istemiyorum, zaten oyunu oynayınca herşeyi rahatlıkla öğreneceksiniz. Bir ipucu olarak şunu söyleyim eski yeni birçok karakter ile oyun boyunca karşılaşacaksınız.


Yeni Düşmanlarınızla Savaşmak Oldukça Zorlayıcı

Oyunun hikaye anlatımı diğer Half-Life oyunlarında olduğu gibi mükemmel olarak hazırlanmış. Oyunu bitirene kadar başından kalkamıyorsunuz, oyun sizi adeta alıp başka bir dünyaya götürüyor. Oyunun bölüm tasarımları da hayli başarılı olarak hazırlanmış, hiçbir bölüm birbirine benzemiyor. Bir bölümde mağaralarda dolaşırken, bir bölümde madenlerde Vortigaunt ile omuz omuza savaşabiliyorsunuz. Diğer bir bölümde ise ormanda araç kullanabiliyorsunuz. Bazı bölümlerde ise geriye dönmemiz isteniyor, ancak geriye geldiğimiz yerlerden dönmüyoruz ya bir mağaradan ya da başka bir yoldan geri dönüyoruz, bu da insanı sıkmıyor. Kısacası oyun sizi rahatlıkla oyalayabiliyor, hiçbir zaman sıkılmıyorsunuz. Half-Life’ın bulmaca çözme üzerine kurulmuş olan oynanışı bu oyunda da yer alıyor. Çoğu yeri geçmek için düşünmeniz gerekiyor, çoğu bulmaca da Half-Life 2’de olduğu gibi Gravity Gun ve oyunun fizik motoru üzerine odaklanarak hazırlanmış. Oyunun son bölümleri ise şu ana kadar oynadığınız tüm Half-Life oyunlarından farklı olarak hazırlanmış ve çok zevkli, oynayınca bana hak vereceksiniz. Ayrıca oyunu oynarken Antlion’ların ne kadar şirin yaratıklar olduklarını bir kez daha görme şansına erişeceksiniz.

HALF-LIFE 2: EPISODE TWO


Daha Fazla Half-Life İçin Episode Two’ya Buyurun

Half-Life 2: Episode Two’nun oynanışı ise Half-Life 2 ile hemen hemen aynı olarak hazırlanmış. Eğer önceki Half-Life oyunlarından birini oynadıysanız kendinizi evinizde gibi hissedebilirsiniz. Ancak oyunun oynanışında bir fark var, el fenerinin enerjisi artık HEV Suit’inizin enerjisinden paylaşılmıyor. Bu özellik çok iyi olmuş, bu sayede artık hızlı koşarken veya yüzerken el fenerinizin enerjisi bitecek diye sıkıntı çekmiyorsunuz. Oyunun çoğu karanlık mağaralarda ve madenlerde geçtiği için sanırım bu özellik oyuna eklenmiş iyi de edilmiş (ancak el fenerine bu özellik nasıl eklenmiş hikaye açısından o belli değil, tren kazasından sonra sanırım el feneri HEV Suit'den bağımsız olarak çalışmaya başladı. Hikayenin burasında küçük bir açıklık var gibi). Ayrıca oyunun yapay zekası da geliştirilmiş artık Combine askerleri attığınız el bombasını geriye rahatlıkla yollayabiliyorlar ve takım halinde hareket edebiliyorlar. Size yardım eden insanların yapay zekalarında da gelişme var, artık önünüzde durup sizin hareketinizi engellemiyorlar ve size çok yardımları dokunuyor. Valve Software’in yapay zeka konusunda gelişme kaydettiği apaçık ortada. Half-Life 2’den sonra bu oyunda da araç kullanabiliyoruz (Episode One’da bildiğiniz gibi araç kullanımı yoktu) ve araç kullanımı olan bölümler çok eğlenceli bir biçimde hazırlanmışlar. Oyunda Half-Life 2’den farklı olarak bir silah bulunmuyor, tüm silahlar aynı (bir tek Gravity Gun yeter zaten). Ayrıca oyunda genelde Episode One’ın aksine yalnız olarak dolaşıyorsunuz, eğer yalnız dolaşmayı seviyorsanız bu sizin hoşunuza gidecektir. Episode Two, 2 yeni düşmanı da görmemize izin veriyor bunlardan bir tanesi Combine Hunter. Emin olun bu yaratığı gördüğünüz zaman kaçacak yer arayacaksınız, tabii kaçabilirseniz çok iyi zekası var ve çok hızlı hareket edebiliyor. Diğeri ise Combine Advisor. Combine Advisor da en az Combine Hunter kadar tehlikeli ve korkulası bir yaratık, hatta ondan da tehlikeli. Ancak tüm bu düşmanlara rağmen oyunu en zor zorluk seviyesinde oynamanızı şiddetle tavsiye ediyorum, zira zaten kısa olan bir oyunu daha da kolaylıkla bitirmek istemezsiniz. Zaten oyundaki sağlık paketleri de en zor zorluk seçeneğine göre hazırlanmış, yani kolay seviyelerde oynarsanız oyunu rahatlıkla bitirirsiniz. En zor zorluk seviyesinde oyun oldukça eğlenceli bir hal alıyor.


Alyx Hiç Bu Kadar Güzel Gözükmemişti

Half-Life 2: Episode Two’nun grafikleri Episode One’dan bu yana hayli gelişmiş. Oyuna gerçek zamanlı gölgelendirme, motion blur ve sinematik fizik eklenmiş. Gerçek zamanlı gölgelendirme oldukça güzel gözüküyor, bunu el fenerinizi açtığınızda rahatlıkla görebiliyorsunuz tüm gölgeler dinamik olarak hareket ediyor. Sinematik fizikleri ise köprünün yıkılış sahnesinde ve Strider’ın ormandaki kulübeyi yok edişi gibi sahnelerde görebiliyorsunuz. Bu fizik efekti çok gerçekci gözüküyor ve her parçacık kendi ağırlığına göre yer düşüyor. Bu üç yeni efekten farklı olarak oyunun dokuları ve dokuların renk seçimleri bu oyunda daha da güzel olmuş. Oyunda bulunan tüm binalar ve ortamlar çok gerçekci gözüküyor. Ayrıca oyunun çoğu bölümü ormanda geçtiği için oyundaki haritaların çoğu da oldukça geniş olarak hazırlanmış. Karakter modellemeleri ve animasyonları ise yine oldukça gerçekci ve güzel gözüküyor. Alyx’in yüzüne bakarak neler hissettiğini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bu kadar efektten sonra oyunun benim bilgisayarımda çalışır mı diyorsunuzdur eminim ki, ama korkmayın Half-Life 2’yi oynayabiliyorsanız bu oyunu da rahatlıkla oynayabilirsiniz. Intel P4 2.8 GHz, NVIDIA GeForce 7800 GS, 1 GB DDR Ram’e sahip kendi bilgisayarımda tüm grafik ayarları en sondayken 1280 x 1024 çözünürlükte Anti-Aliasing 4x ve Anisotropic Filtering 8x iken oyunu rahatlıkla ve akıcı bir şekilde oynayabildim. Sadece el fenerini açtığım zaman dinamik gölgelendirme yüzünden oyun zaman zaman yavaşladı. Valve Software bu oyunu da oldukça iyi optimize etmiş. Oyunun grafikleri yapılan geliştirmeler sayesinde yine oldukça güzel ve zamana yakışır şekilde gözüküyor. Kısacası Half-Life 2: Episode Two şu ana kadar çıkmış en iyi grafikli Half-Life oyunu.


HALF-LIFE 2: EPISODE TWO


Strider’ların Seslerini Her Zaman Çok Sevmişimdir

Half-Life 2: Episode Two’nun ses efektleri oldukça başarılı bir şekilde hazırlanmış. Zaten tüm Half-Life oyunlarının sesleri çok kalitelidir, Episode Two’da da bu kaliteden ödün verilmemiş. Bazı sesler önceki oyunlardan direkt olarak aktarılsa da bazı sesler bu oyun için yeniden hazırlanmış veya seslerin üstünden geçilmiş. Karakterlerin seslendirmeleri de oldukça kaliteli, tüm karakterlerin seslendirmeleri profesyonel sanatçılar tarafından yapılmış ve karakterlerin ruh hallerini çok iyi yansıtıyorlar. Sonuç olarak oyunda bulunan tüm ses efektleri oyunun atmosferine katkı sağlıyorlar, ses konusunda bir eksiklik göremedim. Tabii seslerden tam verim alabilmeniz için kaliteli 5.1 veya 7.1 ses sistemi şart.

Oyunun müzikleri ise birkaç yeni müzik dışında önceki Half-Life oyunlarından toplama olarak hazırlanmışlar. Yeni müzikler eski müzikler de olduğu gibi oldukça kaliteliler ve atmosfere uyum sağlıyorlar. Oyunun müzikler konusunda da bir eksisi bulunmuyor. Eğer Half-Life’ın müziklerini seviyorsanız bu oyunun da müziklerini seveceksiniz.

Half-Life 2: Episode Three Çıkana Kadar Nasıl Bekleyeceğiz?

Half-Life hayranları ve tüm FPS sevenler Episode Two’da tüm istediklerini bulacaklar, tamam oyun kısa olabilir (oyunu bitirmeniz oynayış tarzınıza göre yaklaşık 6 veya 7 saati buluyor ve Episode One’dan uzun sürüyor) ama oyunun her dakikası özene bezene hazırlanmış. Oyunu bitirdikten sonra oyunun tüm sahneleri aklınızda kalıyor. Ayrıca oyunda ödül sistemi de bulunuyor oyunda istenen şartları sağladığınız zaman ödüller kazanabiliyorsunuz (oyunun tekrardan oynanabilirliği için oldukça güzel bir özellik). Şunu belirtmeliyim ki ben şu ana kadar her dakikası yapımcılar tarafından düşünülerek hazırlanmış böyle bir oyun oynamamıştım. Oyunda her ne varsa emin olun onun olması lazım, yani oyunda olan herhangi birşey oyuna boşuna eklenmemiş. Sırf Dog ile Strider’ın dövüşünü görmek için bile bu oyun (paket) alınır. Mükemmel bölüm dizaynları, hikayesi ve özgün oynanışı ile Half-Life 2: Episode Two çok iyi bir oyun olmuş ve Half-Life 2’yi bir adım daha ileriye götürmüş. Bana göre kesinlikle en iyi Half-Life oyunu olmuş bazı soruların cevaplarını verdiği gibi aklınızda yeni soru işaretleri bırakıyor. Oyunu bitirdikten sonra The Orange Box’ın diğer oyunlarını oynamaya başlayabilir veya Half-Life 2: Episode Three’nin gelmesini Valve Software’in kapısına dayanarak heyecanla bekleyebilirsiniz.

PORTAL


Portal, The Orange Box’da bulunan en eğlenceli oyunlardan birisi. The Orange Box’ı sadece Half Life 2: Episode Two için aldıysanız bile The Orange Box’ın sadece Half-Life’den ibaret olmadığını bu oyunla birlikte görüyorsunuz (Team Fortress 2 ile bunu görmekten çıkıp iyi ki almışım diyorsunuz zaten, neyse incelemenin devamında okuyacaksınız zaten). Portal’ı bulmaca çözme ağırlıklı FPS olarak tanımlayabiliriz. Portal’da Chell isimli bayan bir karakteri yönetiyoruz. Oyuna Aperture Science adlı bir firmanın laboratuvarında uyanarak başlıyoruz. Oyundaki amacımız ise boyut kapılarını (portal) kullanarak bir odadan diğerine geçmek. Oyunda biraz ilerleyince boyut kapısı açma silahı ASHPD’ye (Aperture Science Handheld Portal Device) sahip oluyorsunuz ve bundan sonra oyunun eğlencesi başlıyor. Bu silah ile kapılara, duvarlara ve tavanlara kısacası istediğiniz her yere boyut kapısı açabiliyorsunuz (tabii bazı özel noktalara boyut kapısı açılmıyor) ve oyundaki bulmacaları çözmeye çalışıyorsunuz. Silahın ateş tuşu ve alternatif ateş tuşu ile biri çıkış biri giriş olmak üzere portal rengi ve mavi boyut kapıları açabiliyorsunuz. Oyunda bulunan bulmacaların hepsi çok mantıklı olarak hazırlanmış. Biraz düşününce hepsini geçeceğinize emin olabilirsiniz. Tabii oyun boyunca bulmacalar da giderek zorlaşıyor. Alakasız olacak ama The Incredible Machine (ah ah ne oyundu ama hala oynarım zaman zaman) oyununu oynadıysanız bu oyundaki bulmacaları da çok rahatlıkla çözebilirsiniz.



Portal Açmak En Büyük Hayaliniz İse Buyurun Bakalım

Portal’ı sadece bir bulmaca oyunu olarak da görmeyin, bu oyunun da bir hikayesi var bunu oyunu oynadıkça ve oyunu bitirince anlayacaksınız (çok ama çok şaşıracaksınız bunu söylemem yeterli olur herhalde). Buradan hikayeyi anlatmak istemiyorum zira oyundan aldığınız zevki oldukça düşürecektir. Oyun boyunca metalik bir sese (gerçekten de çok hoş bir sese sahip, zaman zaman kulak tırmalasa da) sahip bayan size yardım ediyor. Bu bayanın sesini duydukça daha da gaza geliyorsunuz ve testleri birer birer geçmek istiyorsunuz. Oyunun oynanışına alışmak 10 dakikanızı alıyor, ilk zamanlarda boyut kapıları yüzünden kafanız karışsa da oyunu oynadıkça öğreniyorsunuz. Oyunu testlerde takılmadan ilerlerseniz 3 saat gibi bir sürede bitirebiliyorsunuz. Ama oyun kısa diye hemen üzülmeyin zira oyunu bitirince oyunda bulunan 6 bulmacanın daha zor olanları açılıyor ve bu haritaları zaman sınırlaması veya açtığınız boyut kapısı sayısı sınırlandırmalarıyla bitirmeye çalışıyorsunuz. Bu bulmacaları çözdükçe ne kadar başarılı olduğunuza bağlı olarak altın, gümüş ve bronz olmak üzere madalyalar alabiliyorsunuz. Ayrıca oyunda Team Fortress 2 ve Half Life 2: Episode Two’da olduğu gibi ödül sistemi de yer alıyor, belirli şartları yerine getirebilirseniz bu ödülleri kazanabiliyorsunuz. Anlayacağınız oyunu bitirseniz bile oyunu tekrardan oynamak için yeterli sebeplere sahip oluyorsunuz (tabii ilerde Valve Software veya mod yapımcıları değişik bulmacaları ve haritaları oyuna ekleyebilir). Oyunda çoklu oyunculu mod ne yazık ki bulunmuyor, keşke bulunsaydı. Arkadaşlarımızı boyut kapılarından düşürmek ve başka yerlere yollamak oldukça zevki olabilirdi. Kim bilir belki Valve Software yakında oyuna çoklu oyunculu mod desteğini ekler (Çoklu oyunculu Portal oynamak isteyenler Exite adlı Half-Life 2 modunu da deneyebilirler).

PORTAL


Bulmacalar Bahane, Grafikler Şahane

Portal’ın grafik yapısı her ne kadar Source grafik motoru kullansa da oldukça farklı gözüküyor. Kendinizi yaşamdan tamamen izole edilmiş laboratuvarlarda hissediyorsunuz ve oyunun grafikleri bunu çok iyi başarıyor. Boyut kapılarından bir ayna gibi ışınlanacağınız yerleri görebiliyorsunuz ve oyunun grafikleri müthiş gözüküyor. Oyunda HDR ve motion blur desteği de buluyor ve bu grafik özellikleri oyunun atmosferine katkı sağlıyorlar. Oyun bu güzel grafiklerine rağmen diğer Source grafik motorlu oyunlar da olduğu gibi öyle yüksek bir sistem istemiyor (Source motorunun bu özelliğine gerçekten de bayılıyorum). Intel P4 2.8 GHz, NVIDIA GeForce 7800 GS, 1 GB DDR Ram’e sahip kendi bilgisayarımda tüm grafik ayarları en sondayken 1280 x 1024 çözünürlükte oyunu rahatlıkla ve akıcı bir şekilde oynayabildim. Sistem ihtiyaçları konusunda korkunuz kesinlikle olmasın.

Seslerin Çoğu Half-Life ‘den Alıntı Ama Müzikler Şahaser

Oyunda bulunan ses efektlerinin bir çoğu Half-Life 2’den alıntı (asansör sesleri, silah sesleri, kapı sesleri) ancak bu oyunun ses efektlerinin kötü olduğuna gelmiyor. Tüm ses efektleri yerli yerinde kullanılmış ve oyunun atmosferine katkı sağlıyorlar. Oyun boyunca bize yardım eden metalik sesli bayan karakterin sesi de oldukça güzel yapılmış ve atmosfere katkıda bulunuyor. Genel olarak oyunda kullanılan ses efektleri bekleneni karşılıyor ve insanı rahatsız etmiyor.

Portal’ın müziklerinin hepsi ise bir sanat eseri, hele oyunun sonunda çalan müzik insanı mest ediyor. Valve Software, Portal için gerçekten de çok başarılı bir müzik listesi hazırlamış, hepsi oyunun yapısına uygun ve çok kaliteli. Oyundaki çoğu müziği oyun dışında da dinlemek isteyeceksiniz bundan emin olabilirsiniz. Oyun müzik konusunda da tam puan almayı hak ediyor.


Her Eve Bir Portal Silahı Lazım

Portal, 2006 yılında piyasaya sürülen Prey adlı FPS oyunun yapmaya çalıştığı ama başaramadığını (buradan Prey’i sevmiyormuşum gibi gözükmek istemiyorum zira iyi bir oyundu ama oyunun üzerine kurulduğu boyut kapıları ile oynamamıza izin vermiyordu) başarıyor. Ve size boyut kapıları ile oynama şansını veriyor. Eğer siz de FPS oyunlarında bulmaca çözmekten hoşlanıyorsanız Portal’da istediğiniz her özelliği bulabilirsiniz. Portal, The Orange Box’da bulunan en iyi oyunlardan bir tanesi ve The Orange Box’ı almak için en büyük sebeplerinizden biri.

TEAM FORTRESS 2


10 yıldır beklediğimiz Team Fortress 2 sonunda The Orange Box içerisinde piyasaya sürüldü. Oyunu betası çıktığından beri oynuyorum ve yaşadıklarımı sizlere teker teker anlatacağım (betayı da inceleyecektim ancak oyunu oynamaktan vakit bulamadım, evet bunu itiraf etmek zorundaydım). Öncelikle Team Fortress 2, The Orange Box’ın çoklu oyunculu kısmını kapsıyor. Eğer siz de daha önceden Team Fortress Classic’i (okuldan kaçıp az oynamamıştık bu oyunu arkadaşlarımızla) oynadıysanız zaten oyunun yapısını az çok biliyorsunuzdur. Oyunu takım tabanlı çoklu oyunculu FPS olarak adlandırabiliriz. Oyunda mavi ve kırmızı olmak üzere 2 takım bulunuyor ve oyunda bulunan haritalardaki görevleri yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Oyunda 9 adet karakter sınıfı yer alıyor, isterseniz bu karakter sınıflarını biraz yakından tanıyalım:


Scout: Oyunda bulunan en hızlı sınıf, 2 kere zıplayabiliyor, bölümlerde bulunan kontrol noktalarını hızlıca ele geçirebiliyor, ancak çok kırılgan bir yapısı var ve hemen ölüyor. Silahları ise beyzbol sopası, çift namlulu tüfek ve tabanca.

Soldier: Soldier yavaş hareket ediyor ancak oldukça güçlü bir sınıf. Sahip olduğu roketiyle yükseklere zıplayabiliyor (Rocket Jump). Bu sınıf ile mühendislerin kurduğu taretleri rahatlıkla yok edebiliyorsunuz. Silahları ise roketatar, tüfek ve kürek.

Pyro: Pyro oyunda bulunan en eğlenceli karakter sınıflarından. Alev silahı ile tüm düşmanlarınızı rahatlıkla yakabilirsiniz. Silahları ise alev silahı, tüfek ve balta.

Demoman: Oyunun patlayıcı uzmanı sınıfı. Sahip olduğu bomba atar ile düşmalarınızı parçalayabiliyorsunuz. Oyunda en çok zarar veren sınıflardan birisi ve oynaması oldukça kolay. Silahları ise bomba atar, uzaktan kumandalı bomba atar, viski şişesi.

Heavy: Oyunda bulunan en güçlü ve en yavaş sınıf. Eğer arkanızda sizi koruyan ve sürekli tedavi eden bir doktor varsa oyunu rahatlıkla kazanabilirsiniz. Silahları ise otomatik taramalı tüfek(minigun), tüfek ve yumruklar.

Engineer: Mühendis birimlerinin genel olarak görevi defans yapmak ve takımı bir yerden bir yere ışınlamak. Mühendis birimleri ile istediğiniz yere otomatik taret, ışınlayıcı, sağlığınızı düzelten ve mermi sağlayan dispanser kurabilirsiniz. Silahları ise tüfek, tabanca ve ingiliz anahtarı.

Medic: Takımınızın en önemli üyesi, doktor sınıfı ile takım arkadaşlarınızı iyileştirebilir ve zamanı gelince Übercharge ile takım arkadaşınızla birlikte bir süreliğine ölümsüz olabilirsiniz. Silahları ise iyileştirme silahı ve iğne atar.

Sniper: Keskin nişancı birimi pusu yapmayı sevenlerin ideal tercihi, haritanın bir köşesine saklanıp düşmanlarınızı avlayabilirsiniz. Silahları ise taramalı tüfek, bıçak ve keskin nişancı tüfeği.

Spy: Casus birimi ile de oynamak oldukça zevkli. Spy ile görünmez olabilir veya düşmanlarınıza onlardan biriymiş gibi görünebilirsiniz. Her ne kadar görünmez olması biraz hile gibi olsa da (gerçi görünmez olarak saldıramıyor) oldukça eğlenceli bir sınıf. Silahları ise altıpatlar, tabanca, kılık değiştirme paketi ve manyetik saptırıcı.

TEAM FORTRESS 2


Team Fortress 2’de bulunan tüm karakterle oynamak oldukça zevkli. Kimi insan takım tabanlı bu tür oyunlarda Engineer veya Medic olmak istemezler ama inanın bu oyunda bu sınıflarla oynamak bile oldukça zevkli. Valve Software oyunu yaparken sihirli değneğini konuşturmuş adeta. Oyunu oynarken çok ama çok eğleneceksiniz, bunu ısrarla belirtiyorum çünkü oyunu oynayan arkadaşlarımın tümü de böyle düşünüyor. Oyunda şu anda 6 adet harita bulunuyor, şu anda diyorum çünkü Valve Software yakında çıkartacağı güncellemelerle oyuna yeni haritalar ekleyecektir bundan emin olabilirsiniz (mod yapımcıları şimdiden oyuna yeni haritalar eklemeyi başladı bile). Zaten bu haritalar özellik bakımından birbirlerinden tamamen farklı olarak hazırlanmışlar. Harita sayısı ne kadar az olursa olsun hiç sıkılmıyorsunuz. Bazı haritalarda kontrol noktalarını ele geçirmeye çalışıyorsunuz, bazı bölümlerde ise düşman üssünü ele geçirmeye çalışıyorsunuz. Düşman bilgilerini ele geçirmeye çalıştığınız tek CTF haritası ise 2Fort. Oyunda en çok beğendiğim haritanın bu olduğunu söylemek istiyorum, bu haritada oynamak çok eğlenceli (TFC Classic’de de bu haritayı çok severdim zaten). Haritalara girmeden haritanın özelliklerinin ve görevlerin anlatıldığı bir video bulunuyor. Eğer bir haritada ilk defa oynayacaksanız bu videoları mutlaka izleyin mutlaka yardımı olacaktır.


Daha Önce Hiç Bu Kadar Eğlenmemiştim

Team Fortress 2’nin oynanışı da oldukça kolay, eğer daha önceden bir FPS oynadıysanız oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz. Oynanış açısından oyunun bir eksiği bulunmuyor (hatta oyunun küçük hatalar dışına pek bir eksiği yok). Oyun sesli iletişime de destek veriyor, oyunu oynarken konuşarak, yazmaya gerek olmadan derdinizi karşınızdakine rahatlıkla anlatabilirsiniz. Bu özellik çok güzel oyuna yedirilmiş, karşınızdakinin sesini sanki yanınızdaymış gibi rahatlıkla ve kesintisiz olarak duyabiliyorsunuz. Oynanış olarak bir özellik de her ne kadar bana göre önemsiz olsa da öldüğünüzde sizi öldüren kişiyi görebiliyorsunuz ve “F5” tuşuna basarak onun fotoğrafını çekebiliyorsunuz (beni öldüren kişinin fotoğrafını neden çekeyim ki, keşke öldürülmemizin tekrardan gösterimi olsaydı). Ayrıca oyunda bot desteği de bulunmuyor, oyunu mutlaka gerçek insanlara karşı oynamak zorundasınız. Valve Software’in Counter Strike: Source’da olduğu gibi bu oyuna sonradan bot desteği ekleyip eklemeyeceği henüz bilinmiyor. Oyun için şu anda pek çok sunucu bulunuyor ve bu sunuculardaki gecikme oranı oldukça düşük, yani oyunu gecikme olmadan rahatlıkla internet üzerinden oynayabiliyorsunuz. Kısacası oynanış açısından Team Fortress 2 kusursuz gözüküyor.

TEAM FORTRESS 2


Animasyonları Seviyorsanız Oyunun Grafiklerine Bayılacaksınız

Team Fortress 2, The Orange Box içindeki oyunlar arasında Source grafik motorunun en gelişmiş haline sahip olan oyun. Oyunun grafikleri Pixar’ın animasyon filmlerine (bu arada Cars filmini bir türlü izleme fırsatına erişemedim bir ara mutlaka izlemem gerekiyor) oldukça benziyor, zaman zaman oynarken kendinizi bu filmlerin içinde hissediyorsunuz. Karakterlerin modellemeleri oldukça başarılı olarak hazırlanmış ve çok güzel (ve komik) gözüküyorlar. Oyundaki karakterlerin animasyonları çok ama çok yumuşak ve gerçekci olarak yapılmış. Oyunu oynarken karakterlerin yüz hareketleri de değişiyor bunları birebir oyunu oynarken görebiliyorsunuz. Mesala Heavy Guy ateş ettikçe bağırmaya başlıyor ve bu ifadeyi karakterin yüzünde görebiliyorsunuz. Karakterler vuruldukça yaralanıyorlar ve eğer bir patlama olmuşsa parçalanıyorlar (oyunun grafikleri animasyon gibi ama oyunun şiddet içeriği oldukça yüksek, sakın bu oyunu küçüklere oynatmayın). Çevre grafikleri de oldukça hoş gözüküyorlar, oyunda bulunan haritalar genel olarak çöl ortamı üzerine kurulmuşlar ancak haritaların her birinin tasarımı birbirinden farklı olarak hazırlanmış. Bu oyunda da Portal ve Episode Two’da olduğu gibi HDR ve motion blur efektleri bulunuyor (zaten artık yeni nesil oyunların hepsinde motion blur efekti bulunmaya başladı). Bir çoklu oyunculu oyun için oyunun grafikleri fazlasıyla iyi gözüküyor. Team Fortress 2, Source motorun en gelişmişini kullanmasına rağmen çok yüksek bir sistem istemiyor. Hatta Half-Life 2’yi öyle böyle çalıştırabilen bir sisteminiz varsa bile oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz. Intel P4 2.8 GHz, NVIDIA GeForce 7800 GS, 1 GB DDR Ram’e sahip kendi bilgisayarımda tüm grafik ayarları en sondayken 1280 x 1024 çözünürlükte oyunu rahatlıkla oynayabildim. Hatta haritada 24 kişi savaşırken bile oyun bana mısın demedi. Anlayacağınız eğer sisteminiz düşükse bile oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz, Valve Software oyunu oldukça iyi optimize etmiş (paketteki diğer oyunlarda olduğu gibi). Şunu da belirteyim oyun DirectX 10’u desteklemiyor ancak DirectX 9 kullanan oyunlar açısından bakacak olursak şu ana kadar piyasaya çıkmış teknik açıdan en iyi grafikli oyun olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


Fiziklere değinecek olursam oyunda Ragdoll dışında pek bir fizik efekti bulunmuyor. Haritalar üzerinde de etkileşime girilebilecek pek bir malzeme bulunmuyor. Çoklu oyunculu oyunlarda çok üstün fizik efektleri beklemek zaten yanlış olur. Ancak Half-Life 2: Deathmatch’de olduğu gibi etkileşim olsaydı hiç de fena olmazdı. Ama bu haliyle bile oyun fizikler açısından oldukça doyurucu.

Medic, Medic! Sanırım Yardımına İhtiyacım Var

Team Fortress 2’nin ses efektleri de ve müzikleri de oldukça başarılı olarak hazırlanmış. Oyunda bulunan tüm karakterlerin sesleri profesyonel sanatçılar tarafından yapılmış ve kişiliklerini (çoklu oyunculu bir oyunda karakterlerin kişilikleri var evet) yansıtıyor. En çok Pyro’nun sesini beğendiğimi söylemeliyim, hele bir Medic diye bağırması var insanı gülmekten öldürüyor. Silahların sesleri de oldukça güzel olarak hazırlanmış, tüm silahların sesleri birbirlerinden farklı ve oldukça gerçekci. Oyunda bulunan müzikler de oyunun atmosferine uyum sağlıyor, sadece ana menüde çalan müzikler insana 1970’li yılların ajan filmlerini hatırlatıyorlar. Eğer 5.1 veya 7.1 ses sistemine sahipseniz kulaklarınız bayram edecektir, eğer böyle bir sisteminiz yoksa bile bu oyun (ve bu paket) için mutlaka almalısınız. Genel olarak Valve Software grafiklerde olduğu gibi oyunun seslerini de özene bezene hazırlamış. Oyun, sesler ve müzik konusunda bir eksik barındırmıyor ve benden tam puan almayı hak ediyor.

Team Fortress 2 Bu Haliyle Sanki Daha Güzel

Bildiğiniz gibi Team Fortress 2, 10 yıldan fazla bir geçmişe sahip. Valve Software ilk olarak oyunu 2. Dünya Savaşı teması üzerine kurmuştu ve oyunun yapımı uzayınca oyun iptal edilmişti. Şimdi ise Team Fortress 2 animasyon filmleri alt yapısı üzerine kurulmuş olarak piyasaya çıktı. Bu iyi mi oldu, bana göre Valve Software oyunu böyle yaparak hayatının kararını vermiş gibi gözüküyor. Oyun çok ama çok eğlenceli biraz daha oynayayım derken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz (bu incelemeyi geç okumanız inanın bu nedendir, oyundan başımı zor kaldırdım incelemeyi yazmak için lütfen mazur görün). Oyunda bulunan tüm karakter sınıfları çok dengeli olarak hazırlanmış, bunu oyunu oynarken rahatlıkla hissedebiliyorsunuz (Spy’ın görünmezliği biraz hile gibi ama olsun o kadar). Tabii bu oyunu eski Team Fortress Classic oyuncuları pek beğenmeyebilir ama onlar da en az bir kez denemeliler diye düşünüyorum, eminim alıştıkça onlar da çok seveceklerdir (gerçi hala Counter Strike: Source’a alışamayanlar bulunuyor). Team Fortress 2’de de Portal ve Episode Two’da olduğu gibi ödül sistemi (ödülü kazanmak için Sniper olarak 25 kere düşmanları kafasından vur gibi) bulunuyor ve yaptığınız herşey istatistiklere kayıt ediliyor. Eğer çok eğlenceli bir çoklu oyunculu oyun istiyorsanız Team Fortress 2 tüm isteklerinizi ve daha da fazlasını karşılayacaktır, bundan emin olabilirisiniz. Team Fortress 2 benim paket içinde en çok sevdiğim oyun oldu.

SONUÇ


Portakal Kutuyu Oyunları Seviyorsanız Mutlaka Edinin





Sonuç olarak The Orange Box şu ana kadar piyasaya çıkmış en geniş içerikli ve en mükemmel oyun paketi. Pakete verdiğiniz her kuruşun hakkını fazlasıyla alıyorsunuz. Eğer şu ana kadar Half-Life 2 oynamadıysanız ve oynamayı düşünüyorsanız bu paketi sakın kaçırmayın. Eğer tüm Half-Life oyunlarını oynadınız ve Half-Life 2: Episode Two ile hikayeye devam etmek istiyorsanız ise ek olarak 2 mükemmel oyuna (Portal ve Team Fortress 2) sahip oluyorsunuz. Tabii paketteki oyunları tek tek de sahip olabilirsiniz ama bana sorarsanız bu fiyata (Steam üzerinden $ 49.95) bu paketi sakın kaçırmayın derim. Oyunları ayrı ayrı satın alırsanız oyunların fiyatları çok fazla yükseliyor, bunu da belirteyim. Half-Life 2 ile Gordon Freeman’ın macerasına devam edebilir, Episode One ve Episode Two ile maceranın derinliklerine girebilir, Team Fortress 2 ile arkadaşlarınız ile çok ama çok eğlenebilir, Portal ile de yolu bulacağım derken tamamen kaybolabilirsiniz. Emin olun bu pakette sizin seveceğiniz bir oyun mutlaka olacaktır. Valve Software, The Orange Box’ı geç piyasaya sürdü ama buna kesinlikle değmiş. Pakette bulunan hiçbir oyunda oynanışı etkileyen bir hata göze çarpmıyor (şu Team Fortress 2’deki Spy biraz görünse gerçi iyi olacak ama hadi neyse, evet taktım ben Spy’a arkadan beni çok bıçakladı) ve oyunları oynarken hiç sıkılmıyorsunuz. Ayrıca Half-Life 2 dışında paketteki tüm oyunlarda yapımcıların oyunun yapılışı hakkında bilgileri anlattıkları yorum modu bulunuyor, oyunlardaki bölümleri geçtikçe bu yorumları dinleyebiliyorsunuz. Eğer oyunlardan hoşlanıyorsanız bu paketi (aslında paketin içinde Counter Strike: Source da olsa hiç fena olmazdı ama onu da ayrı olarak satın alabilirsiniz) mutlaka ama mutlaka edinmelisiniz. Valve Software'e oyuncular olarak bu paket için ne kadar teşekkür etsek azdır. İnşallah Half-Life 2: Episode Three’nin çıkması için The Orange Box’da olduğu gibi fazla beklemeyiz. Yazı görüldüğü gibi biraz uzun oldu ancak size anlatmak isteyip de yazı uzuyor diye anlatamadığım birçok özellik bulunuyor, belki bunları da ilerde oyunlar için rehber hazırladığım zaman anlatırım. İzninizle şimdi biraz Team Fortress 2 oynamaya gideceğim. Oyun oynayacağım diye kendi hayatınızı unutmayın. Herkese iyi oyunlar.

Metin Kısmı: http://www.trgamer.com/ adlı siteden alıntıdır.

[youtube=425,350]YJSezlZK9Ek[/youtube]
Kayıtlı

Eko 2 2. öğrenim  Game is not over for me...
Ekonometri - M
« : 17 Ekim 2007, 00:47:07 »

 Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
The Sims : Life Storiesin sims sersine getirdiği yenilikler
Simülasyon
Han 0 6796 Son Mesaj 08 Mayıs 2007, 23:16:30
Gönderen: Han
Evanescence-Bring Me To Life
Evanescence Video Klipleri
_EtZe_ 0 735 Son Mesaj 20 Mayıs 2007, 17:05:11
Gönderen: _EtZe_
Google Lively: İkinci bir Second Life mı?
Bilgisayar - İnternet Haberleri
§®© 0 640 Son Mesaj 14 Temmuz 2008, 18:36:11
Gönderen: §®©


Ekonometrim.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

Tamam

Turkish English French German Italian Dutch Spanish Portuguese Korean Chinese Simplified Japanese Greek Arabic Russian
guvenlisitekonometrim

ekonometri