Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Grip Ve Soğuk Algınlığı  (Okunma Sayısı 970 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
_EtZe_
Ziyaretçi
« : 03 Mayıs 2007, 17:18:14 »

GRİP NEDİR?
Grip, insandan insana öksürük veya hapşırma ile yayılan virüs yüklü su damlacıkları ile taşınan, çok bulaşıcı bir hastalıktır. Nefesle içeri alındıklarında, virüs partikülleri alt ve üst solunum yoluna yerleşirler ve orada hızla çoğalırlar. Kuluçka devresi 1 ile 3 gün arasındadır. Bu devrede enfekte olmuş insanlar bilmeden başkalarına virüsü bulaştırabilirler. Enfeksiyondan bir veya iki gün sonra, viral çoğalmanın en hızlı olduğu zamanla ilişkilendirilen ateş/ürperme, baş ağrısı, kas ağrısı, kırıklık veya öksürüğü içeren bulgular ani olarak ortaya çıkar. Enfekte kişi bulguların baş göstermesinden sonra 4 ile 6 gün daha virüsü yaymaya devam edebilir.

Virüs, tüm solunum yolunda çoğalır, fakat enfeksiyon bu bölge ile sınırlı kalmaz. İnfluenza virüsü bütün vücudu etkileyebilir ve orta kulakta, iskelet kasında, kalpte, karaciğerde, kan ve santral sinir sisteminde tespit edilmiştir.

GRİBİN TANI VE TEDAVİSİ
Yeni ve etkili antiviral tedavilerin geliştirilmesiyle, gribal enfeksiyonun erken tanısı giderek daha çok önem kazanmaktadır. Bulguların baş göstermesi sonrasında tedaviye ne kadar erken başlanırsa, bu ilaçlar o kadar etkili olmaktadır. Sonuç olarak maksimum terapötik yarar elde etmek için, zamanında ve doğru tanı önem taşımaktadır.

Tanı
Bilinen yerel bir salgında, baş gösteren bulgulardan hareketle, gribe doğru tanı koymak kolaydır. Karakteristik bulgular
• hızla başlayan ateş veya ürperme,
• öksürük,
• kas ağrıları,
• baş ağrısı,
• boğaz ağrısı,
• burun tıkanıklığı/akıntısı,
• yorgunluk/takatsizlik ve kırıklıktır.

Bu bulguların ani başlaması, yüksek ateş ve takatsizlik karakteristiktir. Diğer bulgular tüm vakalarda görülmeyebilir veya hafif olabilir. Genellikle hastalar 1-2 hafta içinde iyileşseler de, halsizlikleri bir kaç hafta sürebilmektedir.
Soğuk algınlığına neden olan diğer solunum yolu virüsleri de, grip (influenza) ile ilişkili olan bulgulara benzer bir tabloya neden olabilirler. Grip virüsünün toplum içinde tespit edildiği durumlarda, gribe ana bulguları sayesinde doğru olarak tanı koyma olasılığı çok yüksektir. Burun akıntısı ve/veya tıkanıklığı, boğaz ağrısı ve hapşırma gibi solunum yolu semptomları soğuk algınlığında daha belirgindir, öte yandan ateş, kuru öksürük ve kas ağrıları gibi gribin karakteristik ve tüm vücudu etkileyen (sistemik) bulgularının hızla baş göstermesi soğuk algınlığı durumlarında çok daha seyrek görülmektedir.

Korunma ve Tedavi

Grip aşıları
Grip aşısı, gribe karşı mevcut ana koruyucu önlemdir ve (tavsiyeler ülkeden ülkeye değişiklik göstermekle birlikte) tüm yüksek risk taşıyan gruplara, onların bakıcılarına ve profesyonel sağlık hizmeti verenlere tavsiye edilmektedir. Aşı, griple ilişkili komplikasyonları ve ölüm oranını önemli ölçüde azaltmaktadır. Ancak aşıların da bazı sınırları vardır:

• Grip aşısı olma oranı 65 yaş ve üzerinde %63'den gençlerde <%30'a kadar değişkenlik göstermektedir.
• Her sene, gelecek grip sezonu için, aşıda kullanılan viral türlerin o yıl geçerli olan türlerle eşlemesi yapılmalıdır.
• İyi bir eşleme yapıldığı zaman dahi, klinik etkinlik değişken olmaktadır: Bu etkinliğin, gençlerde %70-90 arasında olduğu,yaşlılarda ise %30-40 kadar düşük olabileceği tahmin edilmektedir.
• Her yıl tekrar edilmeleri gerektiğinden influenza aşılama programları ile ilgili lojistik sorunlar söz konusudur.
Özetle, aşıya rağmen hala gribe yakalanmak mümkündür.

Antiviral Tedaviler
Antiviral tedaviler semptomatik (bulguları bastırmaya dönük) ilaçlardan farklı olarak doğrudan grip hastalığının nedeni olan virüsleri hedef almaktadır. Kritik olan konu tedaviye, bulguların baş göstermesini takiben olabildiğince hızlı (ilk 2 gün içinde) başlanması gereğidir. Antiviral tedaviler hem hastalık süresini, hem de bulguların şiddetini belirgin olarak azaltmakta ve normal gündelik yaşama dönüş süresini kısaltmaktadır.

Antibiyotikler
Antibiyotikler, gripli hastalara sık olarak reçete edilmektedir.
A.B.D'de yakın dönemde yapılan bir araştırmaya göre, gripli yetişkinlere (?15 yaş) reçetelenen ilaçların %89'unu antibiyotikler oluşturmaktadır. Bu (sıklıkla uygunsuz) antibiyotik reçetelenmesi durumu, dirençli bakteri suşlarının ortaya çıkmasına yol açabilir ve bundan dolayı iyi bir klinik uygulama değildir. Antibiyotikler ikincil bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde yararlı olabilirlerse de altta yatan viral enfeksiyon (grip) üzerinde hiçbir etkileri bulunmamaktadır.

SOĞUK ALGINLIĞI NEDİR?
Soğuk algınlığı ya da üşütme deyip geçmeyin. Çünkü bu rahatsızlık, bütün yaş gruplarında en sık görülen enfeksiyon hastalığı. Soğuk algınlığı belirtileri, bu hastalığa neden olan bir virüsün burnunuza veya boğazınıza yerleşmesiyle başlıyor. Oldukça bulaşıcı olan bu hastalık işe ve okula devamsızlığın en önemli nedenlerinden birisi. Hastalığa yakalanan kişiler işe gitseler de burun akıntısı, ağrı, uykusuzluk gibi nedenlerle verimsiz olmaktadırlar.

SOĞUK ALGINLIĞI BELİRTİLERİ
• Burunda akıntı, bazen tıkanma ve solunum güçlüğü
• Boğazda dolgunluk ve göğüste tıkanma hissi (konjesyon)
• Boğazda yanma ve ağrı
• Yalnızca geceleri de olabilen kuru öksürük
• Gözlerde sulanma ve yanma hissi
• Genel vücut ağrıları
• Başağrısı
• Sürekli halsizlik

VÜCUT KENDİNİ NASIL SAVUNUR?
Vücudun bağışıklık sistemi solunum yollarına giren virüse karşı nötrofil adı verilen akyuvarları saldırtarak hücuma geçer. Bu hücum birçok virüsü öldürür ama bağışıklık sistemi, soğuk algınlığına neden olan 200'den fazla değişik tipte virüsün tümüne karşı hemen etkili olamayabilir.
Soğuk algınlığına neden olan virüsler ile karşılaştıktan 1-4 gün sonra belirtiler ortaya çıkar ve enfeksiyonun akut dönemi üç gün kadar sürer. Bu dönemin geçmesinden sonra bir hafta veya daha uzun süre burun ve boğazdaki dolgunluk hissi devam edebilir. Belirtilerin başlamasından sonraki ilk üç gün içinde virüsü başkalarına bulaştırabilirsiniz. Buna karşı sizin ve çevrenizdekilerin önlem alması gerekir.

SOĞUK ALGINLIĞINA KARŞI NE YAPMALI?
Özellikle soğuk algınlığı sırasında enfeksiyon riskini artıran sigaradan kaçının.
Soğuk algınlığına karşı dengeli (bol taze meyve-sebze, meyve suları) bir beslenme uygulayın. Bunun yanında A vitamini, B kompleks vitaminleri, C vitamini, çinko ve bakır gibi vitamin ve mineral takviyesi özellikle faydalıdır. Bazı çalışmalar uzun süreli vitamin mineral kullanımı direnci daha artırabileceği için faydasının daha çok olacağını söylemişlerdir.

Tavuk çorbası 12. yüzyıldan beri soğuk algınlığı olanlara önerilen bir besindir. Son bilimsel araştırmalar tavuk çorbasının soğuk algınlığına iyi geldiğini göstermektedir.
Gözlerinizi yaşartacak ölçüde baharatlı gıdalar burun tıkanıklığını giderebilir. Acı ve baharatlı gıdalar vücudun soğuk algınlığını yenmesinde yardımcı olacaktır. Öksürük ve boğaz pastilleri boğazı yumuşatabilir. Ancak naneli ve mentollü olanlardan uzak durun. Bunlar boğazı kurutucu etki gösterebilir.
Burun kenarlarının çatlamaması için yumuşatıcı kremler kullanabilirsiniz, Günde en az 10 bardak su içmek burun akıntısı ve terleme ile kaybettiğiniz suyu yerine koyacak, burun ve solunum yollarındaki şişme ve tıkanıklığı (konjesyon) azaltacaktır.
Odanızdaki havayı nemlendirin. Bunu yatmadan önce genişce bir kaba kaynar su koyarak veya kaloriferin üstüne ıslak havlu koyarak sağlayabilirsiniz.
Vücudunuz soğuk algınlığına karşı savaşırken 12 saat veya daha fazla uykuya ihtiyaç duyabilirsiniz.
Vücudunuz enfeksiyonla savaştığından hafif ateşiniz olabilir ama ateş 38 derece ve üstüne çıktığında doktora danışmak gerekir.

NE TÜR İLAÇLAR KULLANMALI
Soğuk algınlığı virüslerine karşı özel bir tedavi yoktur ama parasetamol gibi ilaçlar ateş düşürücü ve ağrı kesici etkiye sahiptir. Ateşi olan çocuklara kesinlikle aspirin verilmemeli bunun yerine parasetamol tercih edilmelidir.
Antihistaminikler (antialerjikler) solunumu geçici olarak rahatlatabilir ama bu ilaçlar burun mukozasını kurutarak sümüğün kıvamını koyulaştırır ve atılmasını güçleştirirler. Bunun yanında uyku hali yaptıklarından günlük yaşamı olumsuz etkileyebilirler. Yapılan çalışmalarda antihistaminiklerin soğuk algınlığı ve gripte etkinliğinin olmadığını göstermektedir. Dolayısıyla antihistaminikler soğuk algınlığında pek yararlı değildir.
Boğazda şişlik, dolgunluk ve yanma hissi varsa bir bardak su yarım çay kaşığı tuz ile karıştırılarak tuzlu su ile gargara yapılabilir.
İçinde dekonjestan (psödoefedrin) bulunan ilaçlar burun tıkanmasını ve dolgunluk hissini önler. Dekstrometorfan gibi öksürük kesici ilaçlar uyku veya konuşmayı güçleştiren şiddetli öksürüklerde yararlı olabilir.
Günde 1-3 gram C vitamini alınması da soğukalgınlığı yakınmalarının süresini kısaltabilir ve ağırlığını hafifletebilir.
Antibiyotikler soğuk algınlığını iyileştirmez, çünkü bu ilaçlar virüslere karşı değil bakterilere karşı etkilidir. Ancak soğuk algınlığından sonra zayıf düşen solunum yollarında bakterilerin yerleşmesi durumunda antibiyotikler kullanılır.

 

Kayıtlı
Ekonometri - M
« : 03 Mayıs 2007, 17:18:14 »

 Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Soğuk el ve ayaklar hastalık habercisi!
Sağlık...
_EtZe_ 0 656 Son Mesaj 18 Nisan 2007, 13:12:34
Gönderen: _EtZe_
Kağıt Parada Grip Tehlikesi!!!
Sağlık...
chocolate 2 750 Son Mesaj 17 Eylül 2007, 18:31:35
Gönderen: Tomris
Nezle ve grip tarihe mi karışıyor ?
Sağlık...
chocolate 3 858 Son Mesaj 19 Eylül 2007, 15:12:55
Gönderen: f_lowers
Grip Aşısı Kalbi Koruyor
Sağlık...
f_lowers 0 619 Son Mesaj 20 Eylül 2007, 15:53:29
Gönderen: f_lowers
En Meşhur Soğuk Espriler
Gülmece
NvGTR 0 1360 Son Mesaj 11 Temmuz 2008, 02:05:21
Gönderen: NvGTR


Ekonometrim.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

Tamam

Turkish English French German Italian Dutch Spanish Portuguese Korean Chinese Simplified Japanese Greek Arabic Russian
guvenlisitekonometrim
ekonometri