28 Haziran...Sıcak bir gün...Güçte bir dalgalanma hissettim, sanki milyonlarca insan çığlık atmıştı!
Blizzard sonunda Paris'te bombayı patlattı!
Starcraft 2'den sonra Diablo 3'ün yapım halinde olduğunu dünyaya duyurdu. Önce klasik bir gitar ile Tristram'ın meşhur tema müziği çalındı, ardından enfes bir parça giriş videosu ve oyun içi görüntüler gösterilerek oyun tanıtıldı...
Msn kenarı yazıları birden değişmeye başladı, ekran ardı ardına pencerelerle doluyordu, bu bir virüs değildi, Diablo 3 açıklanmıştı!!! Dil bilgisi kuralları alt üst oldu: Hobareeey, helehovv, asdfşh!!! Listedeki oyuncuların hepsi histeri geçiriyordu, ben de ne dediğimi bilmez bir şekilde bu güruha kapılmış akıyordum. Aynı anda gülüyor, ağlıyor ve çığlıklar atıyorduk. Evet deliydik ve hiç utanmıyorduk, peki marjinal miydik? Hayır, bunun için çok kalabalıktık. Dünya çapında milyonlarca insan bu Diablo 1 ve 2'nin hastasıydı. Diablo 3 ile bu sıkıcı dünya hayatına biraz daha tad katılacaktı. Yapacak sayısız şey içerisinde canı hiç bir şey yapmak istemeyen, sıkılan, bunalan insanların monoton ve sıcak cehennemini bir kar fırtınası, geçici ama özlenen serinliğe kavuşturacaktı.
Herkesin sorduğu soru şuydu: Abi ne zaman çıkacak? Cevap belliydi: ''Valla havalar serinleyince hatta soğuyunca filan çıksa süper olur çünkü bu PC denen mendebur alet yaz sıcağında nasıl çatlıyor, nasıl yavaşlıyor anlatamam...''
Cennetler Sarsılacak!Kral Leoric oğlu kaçırıldıktan sonra delirir. Işığın baş piskoposu sanılan Lazarus, Kral'ın oğlunu bulmak bahanesiyle köylüleri toplayıp katedralin altına ölümlerine götürür. Oysa çocuğu şeytana sunmak için kaçıran kendisidir. Kasabalıların çoğu bölgeyi terk etse de geriye bir avuç insan kalır. Yalnız bir savaşçı kasabaya gelir ve basamaklardan derinlere iner, gittikçe daha derinlere. Kılıç sallayan kolunu dinlendirmek ve öldürdüğü iblislerden topladığı altınlarla kılıcını bileyletmek için arada kasabaya çıkar. Öyle derinlere iner ki katedralin yerini önce yeraltı mezarları, daha sonra mağaralar ve nihayet cehennemin ta kendisi alır! Kahramanımız büyük bir fedakarlıkla Diablo'nun bedenini yok etmeyi başarır. Bütün bu macerası boyunca bulduğu eşyaları ona tanımlayan, yol gösteren Deckard Cain'dir ama ona sormadan bir iş yapar. Ruh taşındaki iblisi hapsedebilmek için güçlü bir irade gereklidir. Macerasında sağlamlaşan ruhuna ve iradesine güvenerek taşı kendine saplar. Ancak bir süre sonra fısıltılar başlar, fısıltılar bir süre sonra yerini çığlıklara bırakır ve kahramanımızın iradesi gün ve gün erir...
Hep doğuya doğru çekildiğini hisseder, gölgesinin düştüğü yerlerde cehennem alevleri ve iblisler belirmeye başlar. Arkasında yıkımdan bir iz çöle gider, kardeşi Baal'ı özgür bırakır. Kurast'ın bataklıklarında Mephisto ise kendini tutsak eden şovalye tarikatını çoktan yozlaştırmıştır. Diablo onu da serbest bırakarak cehenneme gider. Özgür kalan üç büyük iblisin peşine düşen kahramanlar önce Mephisto'yu yener. Büyük özverilerle Diablo'yu cehenneme kadar takip edip yok etmeye muvaffak olurlar. Cehennemin ocaklarında iki ruh taşı da kırılır. En sona Baal kalır, o da ordularıyla kuzeyli barbarların koruduğu kutsal Arreat dağına saldırır. Kahramanlar iblis ordularının içinden çarpışarak geçer ve Baal'ı yenmeyi başarır. Fakat Baal'ın karanlık güçleriyle Dünya Taşı yozlaşmıştır. Baş meleklerden Tyrael'in tek seçeneği vardır, kılıcını fırlatıp taşı yok etmek... Ve böylece dünya ile cennet, cehennem boyutlarını ayıran engel ortadan kalkmıştır.
Diablo 2'den 20 yıl kadar sonra eski kahramanlardan sağ kalanlar, cehennem orduları ile olan karşılaşmalarından sonra delirdiklerinden, iş yeni kahramanlara düşüyor.. Cthulhu mitosundaki dedektiflerin kaderine benziyor, tarifsiz dehşetler keşfedip sağ kurtulmak ama bir tımarhanede emekliye ayrılmak...
Kötülük bir kez daha Tristram kasabasında uyanır. Buraya düşen bir göktaşıyla kabus yeniden başlar. Cennetler sarsılacaktır!
Barbarian God of War
Ak saçlı ve sakallı, kaslı yarı çıplak barbar yer altına inen basamaklarda durup havayı kokladı. Burası yaratık kokuyor dedikten sonra iki elinde iki balta yürüdü. Yüzüklerin efendisinde Balrog'un çıktığı Khazad-dum'a, daha doğrusu Moria'ya benzer bir zindan burası. Dibi görünmeyen çukurların üzerindeki dar yollara sular akıp aşağılara süzülüyor. Yanlardan yaratıklar sürü halinde tırmanıp barbarın çevresini sarmaya başlıyor ve o derinliğin sırf dekor olmadığını anlıyoruz. Barbarın zıplayarak yaptığı vuruşlar Diablo 2'de de vardı ama bu kadar baba değildi! Barbar atlıyor sıçrıyor, bağırıyor baltalarını savurup yaratıkları parça pinçik edip dört bir yana savuruyor! Yapımcılar God of War gibi oyunları da çok sevdiklerini de açıkça söylüyorlar. Barbar bundan daha gaz olamazdı.
Vurdukça parçaladıkça düşmanların parçaları ve kanları savruluyor. Duvarlar yıkılıyor, hatta duvarları biz düşmanların üzerine yıkabiliyoruz. Geçeceğimiz bir köprü çökebiliyor ve biz karşıya atlayıp devam edebiliyoruz! Masalar, kütüphaneler ve çevredeki eşyalar parçalanabilir ve zaten savaşların harareti içerisinde etrafta deli bir yıkım oluşuyor. Oyunun henüz oynanabilir bir demosu yok ama oyun içi görüntüler ağız sulandırıyor. Bu arada biz yukarılardan giderken aşağıda, çok aşağıda gölgeler arasında ilerleyen dev gibi bir yaratık bir an geçip gidiyor.
Savaş iksir içip dayanma savaşından ziyade haldır haldır yer değiştirip önemli düşmanları avlamaya, taktik kasmaya dönüşmüş. Oyun içi videolarda bu çok net anlaşılıyor. Düşmanları öldürdükçe bazılarından düşen kırmızı küreler bizi Diablo 2'deki iksirlerin hızına benzer bir hızda iyileştiriyor.
Altta sağlık ve mana barlarımız yerli yerindeler. Arabirim gerçekten küçük ve iyi tasarlanmış duruyor. Hotbar'da yetenekler sıralı ve üstte envanter vb için küçük tuşlar yer alıyor. En büyük değişiklik sıra sıra dizili iyileştirme ve mana iksirleri yok, bunlar için iki slot var ve üzerlerinde kaç iksir olduğu yazıyor. World of Warcraft'taki gibi hotbarı ayarlayabiliyorsunuz.
Esas güzellik farenin tekerleği ile yetenekleri hızla değiştirip sağ tuşla kullanmak. Ardarda çok farklı vuruşlar ile savaş tekdüzelikten çok uzak. Aksın yaratıklar! NasılsaWhirlwind var! Evet barbar kendi çevresinde döne döne yaratık sürülerine dalıp bir kıyma makinesi gibi çalışıyor ve izlemeye doyum olmuyor. Yapımcılar karakterleri tasarlarken nasıl dengeleriz diye hiç düşünmedik, sadece güçlü, kullanması ve izlemesi zevkli, karakterlerin kendilerine has yetenekleri olsun istedik diyorlar.
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Gameplay:
--------------------------------------------------------------------------------------------------
İzometrik Görüş, 3D Grafiklerİzometrik bir görüntü, nasıl mı? Diablo gibi işte! Bir zamanlar izometrik oyunları insanlar birbirine böyle anlatırdı. Aslında türkçesi basit: tepe çapraz görüş açısı.
Diablo 3’ün grafikleri enfes! 3D olmasına karşın grafikler o eski 2D oyunlardaki detayı, özeni ve güzelliği vermiş! Helal olsun! Üstüne üstlük bu grafiklerin oyunun bitmemiş hali olduğunu unutmayalım. Aslında 3D’ye karşı bütün ön yargının sebebi kötü bir türlü 2D çizimlerdeki detayı ve manzarayı yakalayamamasıydı. Gün geliyor hala seneler önceki 2D oyunlardan kötü görünen 3D oyunlarla karşılaşıyoruz.
Oyun içi görüntüleri kalitesiz veya küçük boyutta izleyen bazı arkadaşlar o kadar da etkilenmediklerini söylediler. Hem sabit ekran görüntülerini hem de oyun içi videoları yüksek çözünürlük izlediğinizde gerçekten kaliteli olduğunu, tarz sahibi olduğunu göreceksiniz. Renk paleti enfes tasarlanmış. Kullanılan teknikler ile mekanlar tablodan fırlamış gibi fantastik görünüyor. Yeraltı zindanları ile yerüstü mekanlar arasında güzel bir kontrast var. Keşke bu grafik motoruyla ve tasarımla başka RPG’ler de yapılsa!
Biraz önceki oyunları hatırlayalım. Diablo 2’nin grafikleri 640’a 480 çözünürlük ile oldukça zayıftı, neyse ki Lord of Destruction eklentisiyle 800’e 600 çözünürlük gelmişti. Act 2’deki çöllerin, Lut Gholein’in güzelliğini görünce gerçekten mutlu olmuştum ama Kurast’ı o kadar sevemedim. Bunda tüf tüfleri ile beni deli eden pigmelerin büyük payının olduğunu da belirtmeliyim. Diablo 1’in o karanlık atmosferinden sonra alışana kadar bir garip gelmişti. Ama zaten Diablo 1’in grafiklerine dönüş ne mümkün ne de gerekliydi. Çok sevdiğimiz oyunların atmosferini aramamız yine de doğal. Her neyse,Diablo 1’i yapan Blizzard North çok uzun zaman önce Blizzard’dan ayrıldı ve Flagship Studios’u kurarak Hellgate London’u yaptı.
Bence Diablo 3’ün renk paleti Diablo 2’den daha başarılı, renk kattık diyorlar ama oyun WoW’a filan dönmemiş. Sanctuary dünyasının kendisine uygun olmuş. Haritada farklı iklim ve bitki örtüsüne sahip yerlerin atmosferleri de kendine özgü olmak durumunda. Henüz sadece iki tür mekan gördük ama heyecanla dahasını bekliyoruz. Blizzard’ın bütün oyunlarında genel tasarım kalitesi ve atmosfer oyuncuyu eninde sonunda tavlamayı beceriyor.
Diablo 3’ün esas bombalarından biri de Fallout, Fallout 2, Arcanum, Vampire: Bloodlines gibi oyunlardan tanıdığımız ve sevdiğimiz Leonard Boyarsky! Oyun dünyasının tasarımı ve görselliğinde bu adam söz sahibi olduğu sürece her türlü eleştiri sonunda puf diye patlamaya mahkumdur.
Witch DoctorBarbar dışında gösterilen ikinci sınıf Witch Doctor yani cadı doktor. Kafasında dev bir kabile maskesi ile bu zenci büyücü Necromancer’ın yerini almış görünüyor. Yaratık sürülerinin üzerine kendi çekirge sürülerini, salgın hastalıkları yayıp geriye kemirilmiş kemik yığınları bırakıyor! Çağırdığı yaratıklara bu hastalık büyülerini yükleyip daha da güçlendirebiliyor. Sağlıkları azaldığında Necro’nun corpse explosion büyüsüne benzer bir şekilde kendi yaratıklarını patlatıp çevrelerine toplaşmış yaratıkları darmadağın edebiliyor.
Barbarın genelde pek kullanmadığımız yaratıkları korkutup kaçıran yeteneği de bu karakterde oldukça güçlü bir şekilde var. Zaman kazanıp yaratık çağıracak ya da ateş bombaları atacak vakit buluyoruz. Zıbam zıbam diye yaratık gruplarının ortasında patlattığımız bu büyü daha büyük yaratıkları da bir süre tutuşturuyor. Klasik ‘’fireball’’ yani ateş topu büyüsüne çok alışmıştık zaten, böyle aşırtarak fırlatılan ve büyü ile molotof kokteyli arasında bir şey olan firebomb daha şaşırtıcı ve eğlenceli olmuş. Ama daha en güzel büyüsüne gelmedik. Necromancer’ın pek sevmediğim kemik duvarı büyüsü yerine zombilerden bir duvar çıkartabiliyoruz! Yakalaşan bütün düşmanları kolları ile paramparça eden bu duvar oldukça faideli.
TaktiklerOyun içi görüntülerdeki kahramanlar oldukça güçlüler ama yine de taktiklerin önemi anlaşılıyor. İskelet sürüleriyle savaşırken öndeki kalkanlılar sağlam blok yapıp tank görevi görürken arkadaki okçular sağlam hasar veriyor. Mesela barbar kalkanlı grubun ortasına atlayıp özel bir vuruşunun şok dalgası ile grubun savunmasını mahvedebiliyor ya da onları atlayıp önce okçuları tuz buz edebiliyor. Artık yıldırımlı buzlu baltalarla mı yoksa yanan dev bir tokmak ile mi size kalmış.
Zindanlarda gezerken tanıdık bir yüz ile karşılaşıyoruz: Deckard Cain! Bu son Horadrim hala yaşıyor, ekrana güzel bir mini demo-diyalog beliriyor. Yanındaki iki okçuyla beraber Cain’i peşimize takıp yolumuza çıkanları tepelemeye devam ediyoruz.
Yaratık çağıran yaratıklar, hızla öldürülmezse güçlenenler, çok hızlı öldürülürse ortaya tonla küçük yaratık saçan başka düşmanlar hep savaş alanına ve taktiklere çeşitlilik katıyor. Tasarımları ve animasyonları da çok güzel. Hele barabarın ilk zindanda kapıştığı boss’un çıkışı! Büyücülerden bir halka büyülerini tamamlar ve önce kemikler oluşmaya sonra bu kemikleri kas ve et kaplar, bunlar çok hızlı olur! Dev gibi göbekli ve iki elinde iki gürz olan bu yaratık yanımızdaki talihsiz okçuyu hiç efor harcamadan iki gürzünün arasında eziveriyor. Adı da: Thousand Pounder: Gluttony Incarnate.
Barbarın türlü mahareti ile bu yaratığı patlatınca bir sel gibi kan akıyor ve göğe yükseliyor. Kalan kemikler arasında tabi ki yağma!
LOOT!İlk iki Diablo oyununun ve haliyle türün en zevkli yanı zibilyon yaratık kestikten sonra eşya toplamak. Karakter seviyeleri belli bir seviyeyi aştıktan sonra kahramanımızın gücünü eşyaları belirliyor diyebiliriz. Ne olduğunu bilmediğimiz ama renginden büyülü olduğunu anladığımız eşyaların ne olduğunu keşfetmek, çok sağlam bir silah bulmanın mutluluğu bambaşka.
Blizzard her karakter için süper görünen tonla zırh ve silah olacağını söylüyor. Elixir of willpower 1, minor power rune, minor energy rune, chipped star topaz, ancient medallion, small bag, gothic plate, plate leggings, gothic helm, gauntlets, plated greaves gibi eşyalar ve tabi ki altın var. Bu eşyaları oyun içi görüntülerde gördük ve iştah kabartsınlar diye listeledik. Silah animasyonları gayet çekici, yanan bir balyozla iskeletleri parçalamak, düşmanları ezmek ve yedi düvele dehşet saçmak için sabırsızlıkla bekliyoruz. Barbar dürtüler ayaklandı tabi.
Olayın bir de acı yönü var, başka bir karakter sınıfına uygun süper bir eşya bulmanız. Satmaya kıyamazsınız ama işinize de yaramaz. İşte Diablo 3’ün multiplayer’ı burada imdadımıza yetişiyor. Masif multiplayerlardaki gibi bölge, shard, server vb ayrımı olmadan dünya çapında her tür insanla beraber oynayıp eşya ticareti yapabiliyoruz. İnsanları masif multiplayerlardan kopartacak çapta bir oyun olacak.
Özel eşyalar dışında oyunun en iyi yanlarından biri de özel düşmanlar, bölüm sonu canavarları. Başlarda kapıştığımız o yağ torbası tabi ki en zayıflarından biri.
Blizzard’ın oyun içi görüntülerinde barbar ve cadı doktor ormanda yaratık pusularını dağıtırken bir barbarla bir cadı doktor daha onlara katılıyor. Ama bu ikisi hatun karakterler, artık her sınıfın erkek ya da kadın olanını seçebiliyoruz. Dört kahraman yara yara ilerliyorlar, grup dev ağaçlarla da kapıştıktan sonra ormanın sonunda bir taş duvarın önüne geliyorlar.
Barbarla zindanda kısa bir süre gördüğümüz o dev şey vardı ya hani. Aşağıda karanlıkların arasından geçip gitti bir şeyler demiştik? İşte Siegebreaker Assault Beast: Living Siege Engine of Hell duvarın içinden, duvarı kırıp dört bir tarafa saçarak fırlıyor! Bir barbarın ben diyim 10 siz deyin 20 katı bu yaratık ve felaket böğürüyor! İşte bölüm sonu canavarı diye ben buna derim. Doğrusu dört güçlü karakteri de feci zorluyor ve bir cadı doktoru ayakları altında çiğneyerek, bir barbarı da tutup kafasını ısırıp kopartarak helak ediyor! Eaah! HöaaH! Öyle bir kopartıyor ki kanlar çekilip uzuyor. Nihayet Warhammer Dawn of War’daki gibi baba ölüm animasyonları görebiliyoruz. Haksızlık etmeyelim bizim öldürdüğümüz yaratıklar da güzel ölüyor ama bir bossun adam parçalaması bambaşka!
Tristram’a Dönüşİlk Diablo’nun sonunda kurtulan Tristram kasabası ikinci oyunun başında yok olmuştu. Ama Zakarum kilisesinin harabasei ve aşağıya inen basamaklar hala orada. Zakarum tapınağının ya da kilisesinin, artık ne derseniz olduğu Horadrim kütüphanesi ve Diablo’nun hapishanesi üzerine kurulduğu söyleniyor. Horadrim tarikatı da çok uzun zaman önce Diablo’yu Tyrael’den edindikleri bilgelik ile ruh taşlarına hapseden büyücülerdi. Geleneği ve bilgiyi devam ettiren tek adam Deckard Cain. Yazının başlarındaki bahsettiğimiz, içinde Cain’i bulduğumuz bölüm, evet Tristram!
Kilise harabelerinde kalan hazineler bir süre daha maceracıları ve at arabaları, çadırları ile gelip buraya kamp kuran tüccarları çekmeye devam etmiş. Ancak zamanla Tristram’dan el ayak çekilmiş ve geriye içinde çok az insanın kaldığı, derme çatma bir kasaba kalıntısı kalmış.
Sadece favori mekanımız değil alıştığımız iskelet orduları ve keçi adamlar da burada. Bu arada bu keçi adamların adı Khazra ve Blizzard sağlam çalışıp oyundaki yaratıkların de şecerelerini, Sanctuary dünyasındaki yerlerini oluşturmuş. Oyundaki aksiyonu bölmeyecek ama meraklı oyuncular Diablo dünyası ile ilgili pek çok şey öğrenebilecek. Oyun içi kısa ve güzel diyaloglar, Rpg unsurları da geliştirilmiş. Sadece oyun karakterleri bize konuşmuyor, biz de onlara karşılık veriyoruz! Aman tanrım yoksa Diablo tam bir Rpg olma yolunda mı ilerliyor(!) Şaka bir yana, karakterimiz en azından duvar gibi durmayacak. 20 Yıl yaşlanan barbarımız Diablo 2’deki barbar ve en azından bu sürede neler yaptığını böylece öğrenebiliriz.
Diablo’nun hikaye anlatım tarzı belli ve açıkçası sevilmeyecek gibi değil. Oyunun grafikleri, müzikleri, bütün atmosferi bu hikaye anlatıcılığın bir parçası. Tamam bağımlılık yapıcı kısım yaratık öldürüp eşya toplamak ama bunu yaptığımız tonla oyun varken neden Diablo oynuyoruz değil mi?
Diablo 3 şüphesiz daha bir gaz daha bir hareketli ve şaşırtıcı, önceki oyunlar kadar da bağlayıcı bir oyun olacak. Detayları ve gelişmeleri bildirmeye devam edeceğiz.
Henüz açıklanan herhangi bir tarih yok. Blizzard’a sorunca verdikleri cevap belli: ‘’Bitince çıkacak’’
Aydınlık Taraf:* Oyun dünyasını değiştiren bir oyunun ve devamı.
* Yeni nesil grafikler, fizikler ve etkileşimli, rastgele yaratılan haritalar.
* Etkileyici karakter yetenekleri ve basit ve esnek arabirim.
* Detaylanan, derinleşen Diablo dünyası ve sağlam gotik atmosferle birleşen hikaye anlatıcılık.
Karanlık Taraf:* Oyuncuların sevdiği diğer karakterlerin akibeti henüz belli değil. Toplam 5 sınıf olacak ve Witch Doctor varken Necromancer olmayacağı kesin sayılır.
* Karpal tünel bir veba gibi yayılacak.
Metin Kısmı:
LEVEL Online