Eray Uygun
06.10.2007

Fuarları seviyorum. Konuya böyle girmek biraz garip oldu ama bahsetmem gerek. Seviyorum, çünkü en fazla güler yüzlü insan (biraz zorunlu da olsa) görebileceğimiz yer genelde fuarlar olmuştur. Marka ve ürün tanıtımlarında ya da herhangi bir organizasyona bağlı çalışanlarda her zaman karşı tarafa bir memnuniyet, aşırı zevk alımı yansımasını görürüz. Özellikle yeni teknolojilerin tanıtımında görevli olan insanlar (ki neredeyse hepsi bayandı) eğer sundukları ürüne ilgi gösterirseniz, sizi bırakmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Karşılaşılan bu aşırı ilgi sonrası ister istemez insan düşünmeden edemiyor: Neden günlük ticaret hayatı da bu kadar renkli ve istekli olamıyor? Müşteri kazanmanın en iyi yolunun müşteri memnuniyetnden geçtiğini bilmeyen ya da bunu uygulamak istemeyen birçok şirket var. Çoğu zaman! 1 YTL'nin hesabını yapan insanımızı bu kadar sevecen görmek, dediğim gibi beni oldukça şaşırttı.

Cebit fuarı her yıl olduğu gibi bu sene de Tüyap fuar merkezindeydi. Türkiye'nin ve Dünya'nın önde gelen firmaları, şirketlere ve bireylere tanıtımlarını en iyi şekilde yapmak için hazırdı. Ülkemiz için çok büyük ve reklam açısından hayli yararlı olan bu organizasyon için sanırım öncelikle Turkcell'e teşekkür etmek lazım, bunca yıldır çizgisini bozmadığı için. Fuar alanı oldukça düzenli bir şekilde ayarlanmış ve firma çeşidine gore bölüm ve salonlara ayrılmıştı. Şirket, Dijital Yaşam ve Telekominikasyon olmak üzere toplam 3 bölüm olarak tasarlanmış fuar alanı, her kesimden insanı kendisine çekmeyi başarıyordu. Orada bulunduğum süre içinde 10 yaşındaki ilk okul gencinden 70 yaşındaki amcalara kadar herkese rastlamak mümkündü. Çok renkli insanımızın, böyle bir organizasyonu kaçırması 'tabiki' beklenemez. (Hatırlayanlar bilirler, geçen günlerde yaşanan Media Markt açılışı ve karşılaşılan olaylar...)

Cebit'e katılmamın tabiki asıl amacı Crysis'in tek kişilik versiyonunun gösterimiydi. Ama bu amacıma ulaşmak için saat 11'den 15'e kadar beklemek zorunda kaldım. Çünkü o saate kadar Crytek ya da Nvidia'dan kimse yoktu. Vestel standında gösterimi yapılan oyunun ne zaman sunulacağı hakkında ise orada çalışan görevlilerin fikirleri de pek sağlıklı değildi. Saat 15 olana kadar, hem fuarda ilgilendiğim bölümleri gezme ve bazı donanım, ürün ve Vestel'in dağıtımını üstlendiği Kabus 22'nin yeni modu Yıkım Gününü deneme şansım oldu. Öncelikle bu oyundan biraz bahsetmek istiyorum.

Yıkım günü, Kabus 22'nin aksine tamamen FPS olarak tasarlanmış bir oyun. İçinde barındırdığı korku teması artık yok denecek kadar az. Çünkü tek amacımız, sabit olarak duran bir ağır makinalı ile üzerimize doğru gelen yaratıkları öldürmek. Fuarda gösterilen bölümde, hiçbir düşmanı arkamıza geçirmememiz gerekiyordu, aksi taktirde sevgilimiz sınırlı olan canının azalması sonucu ölüyor. Birçok oyunda da bir benzerini gördüğümüz bu kısa hikayenin oyuncu üzerindeki adrenalinini pek yüksettliği söylenemez tabiki, ama hiç yoktan iyidir. Oynanış olarak sınırlı olarak vaadettiklerini yeterli miktarda verdiğini söyleyebilirim. Tuş kombinasyonu, silah çeşitililiği ve ne çok zor-ne çok kolay yapısı, üzerinde çalışıldığının açık bir göstergesi. Teknik açıdan ise şaşırtıcı derecede iyi. Gerek kaplamalar, gerekse efektler ortalama bir oyunun hayli üzerinde. Tüm bu olumlu eleştirileri Kabus 22 yapımcılarına da iletmek isterdim ama ne yazık ki yetkili kimse fuarda bulunmuyordu.

Saatin 15'e yaklaşması ile birlikte, fuarı dolaşmaktan hafif yorulan bendenize ilaç gibi gelen bir görüntü ile karşılaştım Vestel standında. Sırtında Nvidia yazan gömleğiyle, tahmin ettiğim kişi Crysis'in tek kişilik versiyonunu oynuyordu. Etrafında kimsenin olmamasını fırsat bilerek yanına geldim ve bir sure izlemeye başladım. Bu güne kadar yayımlanmış videoların gerçek olduğunu görmek beni hayli sevindirdi. Biraz gekledikten sonra yanına gidip kendimi tanıttım. Konuştuğum kişi Crysis'in Cebit tanıtımını üstlenmiş ve Nvidia'da Satış Menejeri olarak çalışan Edmondo Orlotti'di. Ufak çaplı bir soru-cevap sohbeti istediğimi belirterek konuşmaya başladık:

Trgamer: Merhabalar. Crytek'de görevli olduğunuzu umuyorum?
Edmondo Orlotti: Ne yazık ki. Ben Nvidia'nın Satış menejiriyim, Edmondo Orlotti.
Trg: Memnun oldum. Crysis'in Cebit tanıtımını üstlendiğinize gore sanırım soruları size yöneltmeliyim?
Ed: Tabiki. Ama bu sorucağın sorulara da bağlı tabiki.
TrG: Pekala. Öncelikle, şu anda gösterimde olan Crysis DX10 versiyonu mu?
Ed: Hayır, maalesef. Şu anda sadece Dx9 sürümünü gösterebiliyoruz.
TrG: Gamex fuarında Pre-Alpha versiyonu tanıtılmıştı. Şu anda oynadığınız ne aşamada?
Ed: Şu anda gördüğünüz neredeyse bitme aşamasındaki Crysis. Çıkışına az bir zaman kala sizlere en iyisini göstermek istedik.
TrG: DX9 olmasına rağmen fazlasıyla tatmin edici gözüküyor. Siz Nvidia olarak ne düşünüyorsunuz?

Ed: Eğer kişisel düşüncemi sorarsanız, teknik açıdan Crysis, zamanın ilerisinde bir oyun. Bu nedenle istediği sistem de pek düşük değil tahmin edebileceğiniz gibi.
TrG: Ne gibi bir sistem öneriyorsunuz. Mesela kendi bilgisayarım 2.4 P4 ve X1600pro ile nasıl oynayabilirim?
Ed: Sistemini yenilemelisin bence, doğru cevap budur. Şu anda Crysis'i oynattığımız sistem SLI 8800 kullanıyor. Biz de Nvidia olarak kesinlikle SLI öneriyoruz, en iyi performans için.
TrG: Yani diğer ekran kartlarında yeterli verim alamayacağız?
Ed: Tam verim alınamayacak diyelim. Sistem ihtiyaçları açısından hiç de azınsanmayacak seviyelerde bir oyun çünkü.

TrG: Gördüğüm kadarıyla ortalama 25-40 FPS'lerde çalışıyor. Bunun nedeni ne olabilir sizce? Çünkü SLI ve Core 2 Duo Extreme Edition ve 8 GB hafızası olan bir bilgisayar şu anda Crysis'i çalıştıran.
Ed: Bunun en büyük nedeni erkan kartlarının aşırı ısınması. (Karta dokunuyor ve cidden fazlasıyla sıcak). Ayrıca sürekli açık kalan ve oyundan oyuna geçen bir bilgisayar bu. Sağlıklı olarak çalıştırmaması normal karşılanabilir.
TrG: Çıkış tarihinde bir ertelenme düşünülüyor mu peki?
Ed: Hayır, artık ertelenme olmayacak.
TrG: Teknik detaylara geri dönersek eğer. DX10 ile DX9 arasındaki en belirgin fark nedir sizce? Kaplamalar açısından o kadar fark olduğunu sanmıyorum.

Ed: Haklısın. Ama bu yapımcılarla ilgili bir konu. Çünkü DX10 çok iyi bir sürüm ve programcılara yep yeni olanaklar sağlıyor. Crysis'de bu fark genel olarak yansımalar, patlama efektleri ve gerçek zamanlı gölgelendirmelerde belli oluyor. Ama bu saydığım detaylar da oyunun atmosferini etkileyen en önemli etmenlerden.
TrG: Peki online ya da LAN üzerinde oynadığımızda gafiklerde bir kısılma olacak mı?
Ed: Hayır. Her ayar aynen kullanılabilecek.
TrG: Peki DX9 ve DX10 kullanan farklı oyuncular aynı oyunda buluşabilecek mi?
Ed: Bu oyunu kurana bağlı tabiki. DX9 kullancılarının girmesine izin verebilir yada vermez. Ama verirse, onların sahip olduğu teknik detaylarda oynaması gerekir. Aynı özelliği yakın zamanda çıkan World in Conflict'de de yaşadık.
TrG: Oynanış süresinin ortalama 10 saat olduğu söyleniyor. Siz ne düşünüyorsunuz, biraz kısa bir zaman değil mi?
Ed: Böyle bir saat kısıtlaması vermek yanlış olur bence. Çünkü Crysis oyuncuya tamamen özgürlük veren bir oyun. İsterseniz direk göreve gidebilir, isterseniz 2. görevi önce yapabilir, ya da görev yapmadan heryeri dolaşabilirsiniz, bu size kalmış.
TrG: Dikkat ettiğim kadarıyla yapay zeka pek sağlıklı gözükmüyor. Bunun nedeni nedir?
Ed: Şu anda en kolay yapay zekaya karşı oynuyoruz. İstersen birazdan kendin en zorda deneyebilirsin.
TrG: Bence de daha sağlıklı olur. Teşekkürler sorularımı cevapladığınız için.
Ed: Ben teşekkür ederim. Türk oyuncuların bu kadar ilgi göstermesi bizi çok mutlu ediyor.

Ed’in önerisini tabiki görmezden gelemezdim. Çünkü en iyi izlenim ancak oynadıktan sonra yapılabilirdi. Taşıdığı harici HDD'de bulunan Crysis'i bilgisayara bağlayıp çalıştırdığında dikkatimi çeken ilk şey oyunu çalıştırdığı exe dosyasında Crysis demo yazmasıydı. Yani eğer bir demo yayınlanırsa fuarda gösterilen bölümün olması kuvvetle muhtemel. Oyunun ana menüsünden önce bizi güzel bir açılış videosu karşılıyor. Nano Suit'imizin üzerinde dolaşan kamera, yapımcı ve yayıncıların reklamlarını yapıyor. Ardınan oyun için görüntülerden oluşan ama en aksiyonlu sahneleri içeren görüntüler geliyor ekrana. 'Crysis'de bunları yapabilirsiniz' der gibi bir anlam taşıyor sanki. Çünkü karakterin yaptıkları hiç de azımsanacak seviye de değil. Yaklaşık 2 dakikalık bu videonun ardından ana menümüz karşılıyor bizi. Yakın zamanda yayınlanan online beta sürümü ile aynı menüye sahip olduğunu görüyorum. Yeni oyunu seçtikten sonra, karşımıza zorluk seviyeleri çıkıyor. Easy (kolay), Normal, Hard (zor) ve Delta olarak adlandırılmış bu seviyeler %25 ile %100 e kadar 4 bölüme ayrılmış durumda. Biraz daha sağlıklı bir izlenim için hard seviyesini seçerek oyuna başlıyoruz.
Tam olarak ne olduğunu sezemediğim bir görüntü içinde, yine tam çözemediğim ama yardım isteyen bir kadının sesini andıran konuşmaların ardından yedi sene sonrasına gidiyor oyunumuz. Delta takımı ile uçakta buluyoruz kendimizi. Bize verilen görevi ayrıntılı olarak anlatan bir Delta üyesinin konuşmasını dinliyoruz. Tamamen oyun içi grafik motoru ile hazırlanmış bu görüntüler, gerçekten insanın ağzını açık bırakacak türden. Size söyleyebileceğim şey, tüm o videoları unutun. Temiz ve kendi gözlerinizle izledikten sonra aslında Crytek'in neden bu kadar çok uğraştığını anlıyorsunuz. Teknik detaylara daha sonra değineceğim için şimdilik bu kısmı atlıyorum. Karakterimiz konuşmanın ardından, takım arkadaşları ile birlikte uçtaktan sırasıyla atlıyor. Bir sure süzüldükten sonra bilinmeyen bir yerden vuruluyoruz ve kontrolümüzü kaybedip denize (ya da okyanusa olabilir) kontrolsüz bir şekilde düşüyoruz. Bir sure suyun içinde kalmanın ardından artık kontrolü elimize alıyoruz. Ufak bir alıştırma manasında tuşlar sırasıyla gösteriliyor once. İleri, geri, sağ, sol zıplama vs gibi alıştığımız şeyler hepsi. Sol altta bir çok oyunda da örneğini gördüğümüz ufak bir harita ve aynı zamanda radar görevi gören bir gösterge bulunuyor. Burdan bize verilen görevleri ve etrafımızdaki düşmanların nerede olduğunu görebiliyoruz. Bize verilen görevler 2 ayrı renk ile gösteriliyor. Yeşil renk ilk görev, sarı renk ise ikinci görev olarak belirtilmiş. İkisini de istediğimiz sıra ile yapmakta serbestiz, bir kısıtlama yok.

Artık aşinası olduğumuz bir adet pistol ve makinalı silaha sahibiz başlagıçta. Tabiki bu iki silahın dışında, bilek gücümüz, yani güçlü yumruğumuzu da kullanabiliyoruz. Oyun tam sürüme yakın olduğu için tüm özellikler açıktı. O yüzden hemen Nano Suit’in o bahsedilen yeniliklerini denemeye koyuldum. Fare 3 tuşuna basılı tutarak çıkan menüden istersek özel suitimizin özelliklerini ayarlayabiliyor, istersek silahımıza yeni ekipmanlar ekleyebiliyoruz. Bu ekipmanlar susturucu, dürbün, lamba vs gibi istediğimiz zaman takıp-çıkarabildiğimiz ufak yardımcılar. Yine aynı menüden suitimizin karakterimize verdiği hız, dayanıklılık ve görünmezlik özelliklerini aktif hale getirebiliyoruz. Hız, diğer deyişle 'Maximum Speed', karakterimizin normal koşmasının hayli üst seviyelerde bir versiyonu durumunda. Özellikle kalabalık düşmanlarla karşılaşıldığında yada üzerimize gelen füzelerden kaçmak gerektiğinde çok iyi bir seçim. Dayanıklılık, yani 'Maxiumum Strength', karakterimizin aldığı hasarı azaltan ve çok daha yükseğe sıçramasına izin veren bir yenilik. Diğer bir özellik ise görünmezlik. Sinsi bir şekilde yaklaşmamızı gerektiren bölümlerde en iyi yardımcımız olacaktır.

Crysis'i bu kadar merakla beklememizin nedenlerinden bir tanesi de başarılı fizik motoru tabiki. Oynadığım süre içerisinde elimden geldiğince her obje ile etkileşimie girmeye çalıştım ve ateş ettiğimde kırılmayan, dağılmayan yada bir şekilde deforma olmayan şeyle karşılaşmadım. En ufak ağaç dalından araçların camına kadar herşeye zarar verme lüksüne sahipsiniz. Sadece görüntü olarak değil, oynanışa da çok büyük katkıları var fiziklerin. Mesela yakınımıza gelen bir düşmanı elimizde bir silah yokken tutabiliyor ve başkalarının üstüne fırlatarak, diğerlerini sersemletme imkanına sahibiz. Ya da elimize geçen bir bidonu, kutuyu, kasayı ya da herhangi bir cismi (yengeçler dahil) fırlatabiliyoruz. Mermi sıkıntısı çektiğimiz taktirde, başvuracağımız en önemli özellik diyebiliriz bu yüksek seviyedeki etkileşim için. Ama tabiki bu yeniliğin iyi yanları olduğu gibi kötü tarafları da var. Bir evin veya herhangi bir aracın içinde olmanız, güvendesiniz anlamına. Seçtiğiniz hernagi bir aracı kullanırken lastiğinize ateş edildiği taktirde aracınız artık hareket edemez ya da kısıtlı hareket eder hale geliyor. Çatışma sırasında eğer camınıza ateş ederlerse camda mermi izleri oluşuyor ve sonrasında patlıyor. Ayrıca eğer akıllı bir düşman bilinçli yada bilinçsiz benzin deponuza ateş ederse, kısa yoldan bir ölüm sizi bekliyor. Tabiki tüm bu dinamikleri siz de birer silah olarak onlara karşı kullanabiliyorsunuz. Herşey karşılıklı.

Tüm bu saydıklarım sayesinde oyun içerisinde mükemmel bir atmosfer sağlanıyor. Oynanışa getirilen yenilikler nedeniyle kendizi karakterin yerine koymanız çok muhtemel. Seçtiğim zorluk seviyesi sonucu yapay zekanın beni zorluyor oluşu, sürekli bomba atıp saklanma çabaları hayli tatmin ediciydi. Ama ne kadar akıllı olurlarsa olsunlar, Nano Suit'imizin bize sunduğu yenilikler sayesinde alt edemeyeceğimiz kimse yok gibi. Bu özelliklerden bir tanesi de her düşmanı ve bize atılan her bombayı (belki füzeleri de, emin değilim) oyuncuya daha belirgin halde göstermesi. Düşmanlar kırmızı bir parlaklık içinde, bombalar ise yine kırmızı ama bu sefer bir kutu içerisinde gösteriliyor. Kendimizi savunmamız gerektiğinde kimin, nerede olduğunu bilmemiz açısından çok yardımcı bir eklenti. Biraz once değindiğim araç kullanımı konusu ise Farcry'da karşılaştığımız gibi yine çok başarılı. Araç içi göstergelerine kadar tasarlanmış bu yol yardımcıları, yürümek istemediğimiz zamanlarda iyi birer seçim olacaktır.

Yukarıda yarım bıraktığım teknik detaylardan söz edelim biraz. Playstation 3 diyoruz, Xbox360 diyoruz. Ağzımızda sürekli 'yeni nesil' kelimesi dolaşıyor. Her yeni çıkan oyunun yapımcısı 'en iyiyi biz yapıyoruz' havasından kurtulamıyor maalesefki. Ama keşke herşey söylendiği gibi uygulamaya da geçirilse. Crysis'i ilk gördüğümde bu güne kadar oynadığım tüm oyunlar geçti bir anda gözümün önünden. Commodore zamanından beri eskittiğim, üst üste bitirdiğim, bazen zerre zevk almadığım oyunlar. Ardından tekrar Crysis'e baktım, o grafiklere. Aslında grafik demeye dilim varmıyor açıkçası. Çünkü artık programcılık farklı bir boyuta geçiyor. 'Gerçekçilik' kelimesi yavaş yavaş 'gerçeğe' doğru kaymaya başladı. Ve Crytek de sınırlarını hayli zorlamış. Eğer oyunlar ile uzaktan yakından alakam olmasa, ilk gördüğümde görüntülerin gerçek olduğunu sanabilirdim. Biraz abartıyor gibi gözükebilirim ama işin gerçeği bu. İlk kez Half Life 2'de yaşamıştık bu duyguyu. Karakterlerin yüz ifadelerindeki o gerçekçilik daha once hiçbir oyunda yoktu ve mükemmel gözüküyordu. Ama Crysisde de hiçbirey havada kalmamış, hiçbirşey es geçilmemiş. En ufak toprak parçasından kocaman binalara, yapraklardan karakterlerin en ince ayrıntısına kadar özenle ve bilinçli şekilde tasarlanmış. Eğer bana biri DX9 ilk çıtğı zaman 'bunları göreceksiniz zamanla' deseydi, kesinlikle inanmazdım. O yüzden şu anda piyasa da bulunan DX10 oyunlarını eleştirmek, cahillikten başka birşey olmaz. Zamanın bizlere neler getireceğini kestirmek o kadar zor ki, Crysis bize bunu fazlasıyla gösterdi. Şu efekt vardı, o yansıma vardı vs gibi detaylarla kafanızı ağrıtmak yerine tek cümle ile açıklayacağım. (Çok iddialı olacak) 'Teknik açıdan piyasada şu anda bulunan ve daha çıkmamış olan tüm oyunların kafasını toprağa gömecek bir yapım Crysis'. Sanırım ne demek istediğimi çok iyi anladınız.

Yaklaşık 20 dakika oynadıktan sonra, Kabus 22 gösterimi yapılması gerektiğinden bilgisayardan kalkmak zorunda kaldım. Sanki iyi bir dostumdan uzaklaşıyormuş gibi bir his kapladı içimi önce. Ardından Ed ne düşünüyorsun diye sordu: 'Ne diyebilirim ki' yanıtından başka birşey gelmedi aklıma. Tabiki birkaç bug ile karşılaşmadım değil oynadığım süre içerisinde. Ama bunlar olmazsa zaten önümüzde duran şeye 'oyun' diyemeyiz. İçinde barındırdığı eksikliklerle bize oyun olduğunu hatırlatır tüm bu yapımlar. Ayrıca gösterilen versiyonun tam olarak full sürüm olmadığını da varsayarsak, kusursuza yakın olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çok uzun zamandır bekliyoruz, neredeyse her gün yeni bir videosunu izliyoruz. Ama neredeyse 1 ay kaldı ve emin olun beklediğimize fazlasıyla değecek. Crysis'de kardeşi Farcry gibi oyun dünyasının çıtasını çok yukarılara taşıyacak, yeni kriterleri belirleyecek. Herkes kendine çok iyi baksın. Oyunsuz kalmayın, gerçek hayatı boşlamayın.
Metin Kısmı:
http://www.trgamer.com/ adlı siteden alıntıdır.

[youtube=425,350]hIRdbrvrAb4[/youtube]