|
§®©
|
 |
« : 14 Nisan 2007, 13:14:03 » |
|
Serdar Kuru - Araştırmacı Yazar
Sevgili dostlar 21. Yüzyılda yaşadığımız şu günlerde artık her birimizin tüm duygusal ve zihinsel bütünlüğü dev şirketlerin ve devletlerin sürdürdüğü aralıksız beyin yıkama saldırılarıyla tehdit altındadır.
Tüketim alışkanlıklarımızın belirlenmesinden tutun siyasi görüşlerimize kadar her şey bu beyin yıkayıcıları tarafından belirlenmeye çalışılmaktadır. Zihinlerimize yapılan bu gizli saldırılar insanoğlunun yaratılışından gelen açlık,susuzluk,seks ve kabul görme ihtiyacı gibi en temel ihtiyaçlarına yönelik yapılmakta.
Çok kuvvetli anlamların yüklendiği semboller değişik şekillerde zihnimize yerleştirilmekte ve bu şekilde hareketlerimiz kontrol edilmeye çalışılmaktadır. Bu kapsamda kullandıkları en önemli silah televizyondur. Televizyon seyrederken beynimizin mantıklı ve analitik düşünmeye yarayan sol kısmı devre dışı kalarak duyguların ağırlıkta olduğu sağ kısım bilgi bombardımanına tutulur.
Televizyon en güzel beyin yıkamayı TV başında elinizde kumanda zaplarken yorgunluktan gözlerinizin kapandığı o yarı uyanık halde yapar çünkü zihninizin telkine en açık olduğu zaman o zamandır ve siz hatırlamasanız da bilinç altınız o aralıkta televizyondan verilen her uyarıcıyı sünger gibi çeker. Televizyondan önce birbirleriyle konuşan aile bireyleri artık zombi gibi ekrana bakan yaratıklar haline dönüşmüşlerdir.
Artık çoğumuz yıllarca beraber yaşadığı komşularından daha fazla televizyon dizilerindeki aileleri tanır oldu. Bu şekilde toplumdan ayrılarak izole edilen bireyler beyin yıkamaya daha açık bir hale dönüşürler. Her akşam televizyondan haberleri almak için ekran başına oturanlar tüm kanallarda aynı haberlerin neredeyse aynı görüntülerle verildiğini pek fark edemezler. Her kanalda benzer haber ve yorumları duyan insanlarda o duyduklarının doğru olduğuna neredeyse iman ederler.
Bunun sebebi her birisi diğerinden farklı olduğunu iddia eden kanalların esas amacının haber vermek değil eğlence sunmak,bilgilendirmek değil beyin yıkamak olmasıdır. Reality şovların çıkmasıyla televizyon ve gerçek hayat arasındaki fark kaldırılmış ve insanlara kameralar tarafından izlenmenin istenilen bir şey olduğu kabul ettirilmiştir zaten o yüzden bugün her tarafta kameralar sayesinde her hareketimizin kontrol edilmesi hiç birimize yabancı gelmiyor.
Televizyonun yayılması siyaset ve siyasetçinin de sanal bir hale gelmesini sağlamıştır. Bugün siyasetçi dediğimiz insan içimizden biri değil televizyona göre yeniden şekillendirilip saçının şeklinden giydiği kravata kadar psikologlar tarafından önümüze sunulan sanal robotlardır sadece. Artık siyasetçinin bilgisi ve dürüstlüğü değil beyin yıkayıcılar tarafından oluşturulan imajı önemlidir.
Hiçbir siyasetçi artık içinden geldiği gibi konuşamaz ve önündeki ekrandan geçen yazılara bakarak konuşur ve bu yazılar beyin yıkama uzmanları tarafından yazıldığı için size verilen mesajların reklam metinlerinden hiçbir farkı yoktur. Beyin yıkayıcılarının en büyük amacı size hayatınızın eksik olduğunu kabul ettirmektir ki istedikleri malı ya da fikri size satabilsinler bu sebeple insanların çoğunluğu psikolojik sorunlar yaşamaya başlamıştır.
Temel mesaj sen yeterince iyi değilsin ve ancak benim mükemmel ürünümü satın alırsan iyi olabilirsin mesajıdır. Beyin yıkamanın size en kolay anlatabileceğim örneklerinden biride süper marketlerdir. Düşünün bakalım neden bir süper markete girdiğiniz zaman serinlik hissedersiniz çünkü belli bir derecenin altındaki insan vücudu beyine güvensizlik ve açlık sinyalleri göndermeye başlar o yüzden tüm market klimaları belli bir dereceye ayarlanmıştır. İçeri girdiğiniz zaman ilk gördüğünüz ve hemen kapıda karşınıza çıkan ürünlerde buna göre oraya konmuştur.
Marketlerin labirent gibi olmasının ,en iyi markaların sizin göz hizanızdaki raflarda durmasının ve aşağıda çocukların erişeceği raflara abur cubur doldurulmasının her biri iyi planlanmış bilinç altı beyin yıkama taktikleridir. Ürün paketlerindeki renkler de psikologlar tarafından belirlenir. Mesela kırmızı ve sarı renkler iştah açar,yeşil rengi tazelik hissi verir. Ürünlerin üzerinde tekrarlanan “doğal”, “ekstra güçlü” gibi kelimelerin hepsi de özel seçilmiş mesajlardır.
Bazen de sizin milliyetçilik hisleriniz kullanılır ve ülke bayrağınızın renkleri ambalaj paketlerinde yerini alır. Bayrağınıza karşı olan hisleriniz ister istemez o ürüne yönelir. Tüm bu psikolojik taktikler sizin kredi kart bilgileriniz, internette ziyaret ettiğiniz siteler gibi toplanan değişik binlerce veriyle oluşturulan veri tabanlarındaki bilgiler esas alınarak her geçen gün daha da mükemmel hale getirilir.
Açıkçası sevgili dostlar artık insanları sürüleştirmek için silahların kullanılması bırakılmış onun yerini “ben sizin dostunuzum” diyen sinsi beyin yıkayıcıları almıştır. Tabi unutulmaması gereken bu tip psikolojik beyin yıkama tekniklerinin insanlar üzerinde akıllarını her an açık tutmaları şartıyla etkili olamayacağı gerçeğidir.
|