Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Atatürk ve Laiklik  (Okunma Sayısı 1916 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
§®©
BS
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 787



Üyelik Bilgileri Site
« : 08 Mayıs 2007, 19:01:50 »

Atatürk'ün din anlayışı ve din konusunda izlediği politika, onyıllardır bazı çarpık yorumların ve yanlış anlamaların hedefi olmuş bir konudur.

Kendi materyalist felsefelerini Atatürk'e mal ederek meşrulaştırma çabası içine giren bir kısım din aleyhtarı marksist çevreler, Büyük Önder'in laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışmışlardır ve halen de bu çabayı sürdürmektedirler. Oysa tarihsel gerçekleri, Atatürk'ün dine bakışını ve uyguladığı din politikasını incelediğimizde, çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız: Atatürk, hem son derece samimi bir dindardır, hem de Türk milletini ayakta tutan değerlerin başında gördüğü dinin toplum tarafından anlaşılması ve doğru uygulanması için büyük bir çaba göstermiştir.

Atatürk'ün Dindarlığı
Atatürk, Allah'a ve İslam'a inanan samimi bir dindardır. Pek çok sözünde ve tavrında bunu görebilmek mümkündür. Büyük Önder, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan ve Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk milletine, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiştir.

Atatürk, 7 Şubat 1923 tarihinde, Balıkesir'deki Paşa Camii'nde verdiği hutbede kendisini dinleyenlere İslam'ın yüceliğini şöyle açıklamıştır:

"Ey millet, Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası, hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, S.93)

Büyük Önder, 1926 yılında ise Ali Rıza Ünal isimli yakınına, Hz. Muhammed hakkında şunları söylemiştir: "O Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Herkesin adı silinir fakat O sonsuza kadar ölümsüzdür." (Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, sf.135)

Benzeri şekilde, Atatürk, Türk milletinin dindar olması ve dini değerlerini muhafaza etmesi gereğini “Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum. Bilince ters, ilerlemeye engel hiçbir şey içermiyor” sözleriyle teşvik etmiştir. ( Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, cilt 3, S. 30 )

Aşağıdaki sözler de ona aittir:

"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır ve alamaz." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, sf. 66)

"Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed'e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir." (Şemsettin Günaltay, Ülkü Dergisi, sayı 100, sf.4)

"Camilerin mukaddes minberleri halkın ruhi, ahlaki gıdalarına en yüksek, en verimli kaynaklardır. Minberlerden halkın anlayabileceği dille ruh ve beyne hitap edilmekle müslümanların vücudu canlanır, beyni temizlenir, imanı kuvvetlenir, kalbi cesaret bulur." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 1, sf. 225)

Atatürk'ün, İslam Dini'ni, Kuran-ı Kerim'i, Hz. Peygamberi ve dini müesseseleri öven tüm bu sözleri, O'nun dinimize olan içten bağlılığını gösteren somut ve tartışılmaz belgelerdir. Bu bağlılık, sadece sözlerinde değil, uygulamalarında da açıkça görülür. Haftanın belli günlerinde, Sadettin Kaynak, Niyazi Ahmet Banoğlu, Mısırlı İbrahim, Hafız Yaşar, Hafız Rıza, Hafız Fahri, Hafız Kemal ve Hafız Nubar gibi döneminin en önde gelen hafızlarını çağırarak Kuran-ı Kerim okutturmuş ve okunan ayetlerin tefsir ve açıklamalarını yaptırmıştır. Atatürk bu açıklamaları ilgiyle izlemiş ve zaman zaman kendisi de sorular sorarak katılmıştır.

Atatürk'ün dindar kişiliğini gösteren sözlerinden en anlamlı olanı ise, kuşkusuz vefat etmeden önceki son sözleridir. Başbakan kanalıyla tüm dünyaya açıkladığı ve Türk milletine manevi bir vasiyet niteliği taşıyan bu son sözlerinde Atatürk şunları söylemiştir:


"Bütün dünyanın müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler. (Nedim Senbai, Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., sf. 102, 1979)
Atatürk'ün Dine Hizmetleri
Atatürk'ün kişisel dindarlığı, uyguladığı din politikasında da etkili olmuştur. Büyük Önder'in Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye'yi yönettiği 15 yıllık süreye baktığımızda, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması için ciddi bir çaba gösterdiğini görebiliriz.

Atatürk bu amaçla Diyanet İşleri Başkanlığı'nı oluşturmuştur. Halihazırda müslümanların dini hizmetini yürüten Diyanet İşleri Başkanlığı, bugün onbinlerce kişilik kadrosuyla, müslüman Türk milletine yıllardan beri dinimizin esaslarını öğretmektedir.

Atatürk, Kuran'ın Türk toplumu tarafından anlaşılması ve dolayısıyla uygulanması için büyük çaba göstermiştir. 1924-1938 yılları arasında, Kuran tefsiri ve meali olarak 9 büyük eser hazırlanmıştır. Dönemin en önde gelen din alimlerine hazırlattırılan ve çok titiz çalışmaların ürünü olan bu eserlerin hepsi, bugün de en muteber kaynaklar arasında yer almaktadırlar.

Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti'ne kazandırdığı laiklik ilkesini "din aleyhtarlığı" gibi yorumlamaya çalışan materyalist grupların büyük bir çarpıtma yaptıkları ise açıktır. Laikliğe din aleyhtarlığı gibi bir anlam verilmesi, ancak söz konusu grupların özenip örnek aldıkları komünist rejimlerde olur. Stalin'in Sovyetler Birliği'nde, Enver Hoca'nın Arnavutluk'unda ya da Mao'nun Kızıl Çin'inde görülür. Batılı anlamda laiklik, tüm vatandaşların dini inançlarını ve bunların gereklerini istedikleri gibi yerine getirebilmeleri özgürlüğüdür. Kaldı ki Atatürk, söz konusu laiklik anlayışından bir adım daha ileri giderek, Türkiye Cumhuriyeti'ne "İslam dininin doğru anlaşılması ve yaşanması için" çaba harcamayı da bir görev olarak yüklemiştir.

Bu çalışmaların, dini ortadan kaldırmak değil, aksine dini inancı toplumda yaymak ve güçlendirmek, öte yandan din adına yapılacak yanlış yorumları engellemek amacı güttüğü açıktır. Atatürk'ün "dini kurum" olarak tanımlanan merkezlerin kapatılması—tekke, türbe ve zaviyeler—yönündeki girişimlerinin amacı da, bu kurumların dejenere olmuş ve dini inançlar yerine hurafeleri savunur hale gelmiş olduklarını görmesidir. Yani bu köhne kurumların tasfiyesi de, yine dine destek olmak amacıyla yapılmış hareketlerdir.

Unutulmamalıdır ki, bugün ülkemizin binlerce camisinde müslümanlar ibadetlerini rahatça yerine getirebilmekte, minarelerden ezanlar okunmakta, milletimizin iradesi Atatürk'ün 1920 yılında dualarla açtığı Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde serbestçe tecelli etmekte ve bayrağımız özgürce dalgalanmaktadır. Şüphesiz ki, bunların tümü, Atatürk'ün sayesinde mümkün hale gelmiştir.

Bu hizmetler nedeniyledir ki, Atatürk vefat ettiğinde, dönemin Hindistan İslam Birliği Başkanı olan ve daha sonra Pakistan Devleti'nin kuruculuğunu yapan Muhammed Ali Cinnah, üzüntüsünü "O'nunşahsında yalnız İslam alemi değil, bütün dünya en büyük insanlardan birini kaybetti" ifadeleriyle dile getirmiştir. (Prof. Dr. İsmet Giritli, Atatürk, Laiklik ve Din, Rönesans Dergisi, Şubat 1991, sf.20)

Atatürk, İslam’a inanan samimi bir dindar olarak laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir.

Sonuç
Atatürk'ün bize bıraktığı miras, her konuda olduğu gibi, din ve laiklik konusunda da modern Türkiye için yol göstericidir.

Bugün Türkiye'de din ve laiklik adına iki farklı kamp oluştuğu, bu kamplar arasında ciddi bir gerilim yaşandığı bir gerçektir. Ama bu yapay gerilim, Atatürk'ün uyguladığı formülle çözümlenebilir. Atatürk, İslam'a inanan samimi bir dindar olarak, laikliği din ve vicdan özgürlüğünün temeli olarak kabul etmiştir. "Gericilik" olarak tanımlanan tehlikenin ise dinin kendisinden değil, dine sokulan hurafelerden, batıl inanışlardan ve çarpık yorumlardan kaynaklandığını görmüş ve bunları dinden temizlemek için çaba göstermiştir.
Kayıtlı
Ekonometri - M
« : 08 Mayıs 2007, 19:01:50 »

 Kayıtlı
Tomris
Normal Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 658



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 08 Mayıs 2007, 21:45:52 »

harika bir yazı olmuş tebrik ederim.elerine sağlık SRC Göz kırpan Gülümseme
Kayıtlı

III. sınıf  I. öğretim

BENİ TANIMLA,,,,,, CÜMLELER İÇİNDE KULLAN..........
unicorn
GÖK
Ekom Normal Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 136


tasıyın su okulu ,daha güzel bi yere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 08 Mayıs 2007, 22:13:15 »

 Çok güzel bir yazı olmuş ;fakat yazıda birtek materyalistlerin Atatürkün inançlarını çarpıttığından bahsetmişsin bu konuda ülkemizdeki yobaz kesim materyalistleri aratmaz.
 Bu gün kendi dilimizde dinimizi öğrenip yorumlayabiliyorsak bu Atatürkün sayesindedir , o Türk halkının Kuranı okuyup anlayabilmesi için Türkçeye çevrilmesini sağlamıştır , Atatürk Türkiyedeki sözde din adamlarının temizlenmesini ve halkın imanın sömürülmesini engellemiştir.
 Atatürkün dindarlığını savunmak yada kanıtlamak bizim derdimiz olmamalıdır , çünkü Atatürk kendiside belirttiği gibi bu halkın karşısına dini bir lider olarak değil Türkçü bir devlet adamı olarak çıkmıştır.
 Savunmak bizim derdimiz değil desemde bazı dini bütünler Atatürküde tıpkı mao gibi kızıl liderlere benzetip kendisini dinsizlik ve din düşmanlığıyla suçlamaktadır ; bizde her ne kadar Atatürkün dini açıdan savunulmaya ihtiyacı olmasada savunmak zorunda kalıyoruz şayet ki savunulacaksa bu konuda eski İran şahı Şah Rıza Pehlevinin hatıraları yeterli açıklamayı yapmaktadır , yine Meclisimizin açılışında yaşananlar bize gerekli bilgiyi vermektedir hepsini görmezden gelenlere Zağanos Paşa camisinde yaptığı konuşmayı hatırlatmak kafidir.
Kayıtlı

EKO 2- 1. ÖĞRETİM
  İbrahim üzülmez , ömrümüzü yedin beeee!!!  Allahsız bırak artk top oynamayı , jübile yap sende(tskurler paşam)
Ekonometri - M
« Yanıtla #2 : 08 Mayıs 2007, 22:13:15 »

 Kayıtlı
dilin kemiği
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 01 Ağustos 2007, 01:06:16 »

Kim neyi çarpıtıyor acaba ?

“Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler..” Atatürk   
                                                                 Kazım Karabekir-Paşaların Kavgası Syf,159   

www.geocities.com/islampencereleri/kuranin_turkceye.htm  (kitabın 157,158,159. sayfaları)
----------------------------------------------------------------------------------------------------------

www.geocities.com/islampencereleri/medeni_bilgiler.htm     (Türk Tarih Kurumu’nun MEDENİ BİLGİLER VE  M.KEMAL ATATÜRK’ÜN EL YAZILARI  kitabından alıntılar)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
www.geocities.com/islampencereleri/soylev.htm      (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri)
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum. Hükümetini ayakta tutmak için dini kullanmaya gerek duyanlar zayıf yöneticilerdir, adeta halkı bir kapana kıstırırlar. Benim halkım demokrasi ilkelerini  gerçeğin emirlerini ve bilimin öğretilerini öğrenecektir. Batıl inançlardan vazgeçilmelidir. İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır..  Atatürk-1926
Andrew Mango, Atatürk Syf.447



Bu adresini verdiğim site İslamiyet aleyhtarlığı yapan bir sitedir. Benim derdim kimsenin inancını irdelemek değildir. Herkesi olduğu gibi kabul eder, olduğu gibi severiz. Ama birisini niçin sevdiğimizi de bilelim değil mi ? Yalnız benim kafama bir şey takıldı. SRC nin kaynakları ile benim kaynaklarım uyuşmuyor. Neden acaba, merak ettim ? Birileri bize fena halde oyun oynuyor ama kim ? Kime inanacağıma şaşırdım. Türkiye şu anda hala gerçek tarihi konuşmuyor.
Kayıtlı
unicorn
GÖK
Ekom Normal Üye
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 136


tasıyın su okulu ,daha güzel bi yere


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #4 : 01 Ağustos 2007, 02:10:19 »

  Bu adam değilmiydi dünyadaki son bağımsız İslam kalesini kafirlerden kurtaran , Cezayirden Tunusa savaşan bir kısım mücahitlerin cebinden çıkan bu adamın resmi değilmiydi ; he ! demek ki bu hani bır kısım örümcek kafalıların dinsizlikle suçladığı Atatürk dini bir misyon üslenmiş.
 Hadi diyelimki o satırlar Kazım Karabekire ait peki Ziya Nur Aksun değilmiydi Karabekiri kincilik ve abartmayla suçlayan hatta bunu Enver Paşa ile ilgili yazdığı kitapta Karabekirin tarihi gerçekleri çarpıtmasıyla birlikte bu yönlerinide kanıtlayan.
 Kimileride der Atatürk ilim irfan yuvası tekke ve zaviyeleri kapattı bu konu hakkındada devrin en büyük alimlerinden biri olan Abdulhakim Arvasi gerekli açıklamayı yapar "Hükümet , tekkeleri değil, boş mekanları kapattı. Onlar kendi kendilerini çoktan kapatmışlardı".
  Anlamam ki bu dünyanın düzenini bir kısım her fırsatta Atatürkü eleştirir ama her seferindede patlar nedendir bu hiç anlamam , en iyi cevabı yazmaya üşendiğim ama adını söylemekle geçiştireceğim; Neyzen Tevfik " NE ARARSIN TANRI İLE ARAMDA".
Kayıtlı

EKO 2- 1. ÖĞRETİM
  İbrahim üzülmez , ömrümüzü yedin beeee!!!  Allahsız bırak artk top oynamayı , jübile yap sende(tskurler paşam)
dilin kemiği
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 01 Ağustos 2007, 02:37:05 »

Çok doğru dedin Allah ile kul arasına girilmez, ama SRC arkadaşımız bazı kaynaklar vermiş. Bırak bazı mücahitleri, Karabekir'i, ben sana Mustafa Kemal'in kendi el yazmalarını örnek gösteriyorum. Benim verdiğim kaynaklar yorum değil. Sitede yorum da var ama siz yorumlara bakmayın. Sadece Mustafa Kemal'in el yazmalarına bakın, sözlerine bakın.
   "Aziz Millet Vekilleri,
Dünyaca malum olmuştur ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat, bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."
Söylev ve Demeçler / Cilt 1 / Syf. 389
   Ne demek "gökten indiği sanılan kitapların doğmaları", bunun yorumunu yapamayacak kadar basiretsiz değilsiniz ki.

   Gelelim asıl anlatmak istediğime. Sakın Mustafa Kemal'i dindar biri olarak göstermeye kalkmayın. Aksi durumun onun değerini düşürdüğünü mü sanıyorsunuz da bu kadar karşı çıkıyorsunuz ? Eğer cevabınız hayır ise gerçekleri kabullenin, eğer evet ise yine gerçekleri kabullenmeye çalışın.
   Tek bir şey soruyorum ben sizlere. Neden bu zamana kadar Mustafa Kemal'in bu kitapları, el yazmaları saklandı. Neden ? Bunun cevabını verebilir misiniz ?
   Siz uğraşmayın cevabını ben vereyim. %95 i veya her neyse müslüman olan bir toplumda, Kemalizm ideolojisini milletin önüne muasır medeniyete ulaşma aracı olarak koyan AZINLIK bir grubun, Kemalizm'in tahakkümlerini millete kabul ettirme anlayışıdır.
   Benim Laiklik ile hiç bir problemim yoktur. Laiklik insanların dini inanışlarına hoş görü ile bakan, dini inanışı ne olursa olsun veya hiç olmasın vatandaşları ayırt etmeyen bir ilkedir. Buna benim diyeceğim hiç bir şeyim olamaz.
   Kemalizm konusuna "Kemalizm Anayasa'dan kaldırılmalı" konusunda devam edebiliriz.
Kayıtlı
Ekonometri - M
   

 Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Atatürk
Kendinize ait Şiir - Yazı - Deneme vb.
broken 9 1543 Son Mesaj 15 Nisan 2007, 02:00:55
Gönderen: Pascal21
İlkeleri (Laiklik)
ATATÜRK
_EtZe_ 6 1597 Son Mesaj 06 Mayıs 2007, 10:36:55
Gönderen: pukay61revolt
Madame Tussauds müzesindeki Atatürk balmumu...
ATATÜRK
devrim77 4 1420 Son Mesaj 25 Eylül 2007, 01:40:27
Gönderen: Han
Atatürk' ün Ölümünden Sonra Söylenenler ve Yabancı Gözüyle Atatürk
ATATÜRK
devrim77 0 1791 Son Mesaj 22 Ağustos 2007, 09:41:10
Gönderen: devrim77
Atatürk Devrimleri
ATATÜRK
devrim77 0 882 Son Mesaj 22 Eylül 2007, 01:22:53
Gönderen: devrim77


Ekonometrim.Org
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

Tamam

Turkish English French German Italian Dutch Spanish Portuguese Korean Chinese Simplified Japanese Greek Arabic Russian
guvenlisitekonometrim

ekonometri